Yazılım ve Marka Haklarının Yurt Dışına Devri Vergi Riski Yaratır mı?
Yazılım ve Marka Haklarının Yurt Dışına Devri Vergi Riski Yaratır mı?

Yazılım ve Marka Haklarının Yurt Dışına Devri Vergi Riski Yaratır mı?
Yazılım, marka, patent, algoritma, veri tabanı, müşteri listesi, tasarım, alan adı ve benzeri gayrimaddi varlıklar, günümüz şirketlerinin en değerli unsurları arasında yer alıyor.
Özellikle teknoloji şirketlerinde şirket değerinin önemli bir bölümü fabrika, bina veya makine gibi fiziki varlıklardan değil;
geliştirilen yazılımdan,
markadan,
kullanıcı verilerinden,
algoritmalardan,
fikrî mülkiyet haklarından ve
oluşturulan ticari bilgi birikiminden
kaynaklanabiliyor.
Gayrimaddi varlıkların fiziki bir varlığa kıyasla başka bir şirkete veya ülkeye devredilmesi daha kolaydır. Bu nedenle bazı uluslararası yapılarda yazılım, marka veya patent hakları düşük vergili bir ülkede kurulan grup şirketine devredilmekte; Türkiye’deki şirket ise bu hakları kullanmak için yurt dışındaki şirkete lisans, royalty veya kullanım bedeli ödemektedir.
Ancak bir gayrimaddi hakkın kâğıt üzerinde yurt dışındaki bir şirkete devredilmiş olması, bu hakla ilgili bütün kazancın otomatik olarak o şirkete ait olduğu anlamına gelmez.
Türkiye’de geliştirilen, yönetilen ve ticarileştirilen bir yazılımın gelirinin yalnızca sözleşme ile düşük vergili bir ülkeye aktarılması; transfer fiyatlandırması, kontrol edilen yabancı kurum, kurumlar vergisi, stopaj ve gider kabulü bakımından önemli riskler yaratabilir.
Bu yazıda yazılım ve marka haklarının yurt dışına devredilmesinin hangi durumlarda vergi riski doğurabileceğini ele alıyoruz.
İçindekiler
Gayrimaddi hak nedir?
Şirketler gayrimaddi hakları neden yurt dışına devreder?
Yurt dışına devir işlemi tek başına hukuka aykırı mıdır?
Transfer fiyatlandırması riski
Emsallere uygun bedel nasıl belirlenir?
Ekonomik mülkiyet neden önemlidir?
DEMPE analizi nedir?
Lisans giderleri Türkiye’de indirilebilir mi?
Kontrol edilen yabancı kurum riski
Matrah aşındırması nasıl oluşur?
Stopaj ve KDV yükümlülükleri
Örnek olay
Vergi incelemesinde hangi belgeler istenir?
Riski azaltmak için ne yapılmalı?
Sık sorulan sorular
Gayrimaddi hak nedir?
Gayrimaddi hak, fiziki bir varlığı bulunmamasına rağmen ekonomik değer yaratan ve ticari faaliyetlerde kullanılabilen hak veya varlıklardır.
Başlıca gayrimaddi varlık örnekleri şunlardır:
Yazılım ve kaynak kodları
Patentler
Markalar
Ticaret unvanları
Algoritmalar
Mobil uygulamalar
İnternet siteleri ve alan adları
Tasarım hakları
Telif hakları
Üretim formülleri
Teknik bilgi ve know-how
Müşteri listeleri
Veri tabanları
Lisans ve dağıtım hakları
Bir varlığın muhasebe kayıtlarında ayrıca gösterilmemesi veya hukuken tescil edilmemiş olması, transfer fiyatlandırması açısından ekonomik değer taşımadığı anlamına gelmeyebilir.
Örneğin tescil edilmemiş bir algoritma, müşteri ağı veya üretim yöntemi de bağımsız şirketlerin kullanmak için ödeme yapacağı bir değer oluşturabilir.
Şirketler gayrimaddi hakları neden yurt dışına devreder?
Gayrimaddi hakların yurt dışına devredilmesinin ticari ve hukuki birçok gerekçesi olabilir.
Şirketler bu işlemleri;
uluslararası yatırımları tek merkezden yönetmek,
fikrî mülkiyet haklarını korumak,
lisanslamayı merkezi bir şirket üzerinden yürütmek,
yatırımcı almak,
grup içi operasyonları sadeleştirmek,
markayı farklı ülkelerde kullandırmak veya
yeni pazarlara açılmak
amacıyla gerçekleştirebilir.
Dolayısıyla bir yazılımın veya markanın yabancı bir grup şirketine devredilmesi kendiliğinden hukuka aykırı değildir.
Vergi riski, işlemin gerçek ekonomik mahiyeti ile sözleşmelerde oluşturulan yapı arasında uyumsuzluk bulunması durumunda ortaya çıkar.
Yurt dışına devir işlemi tek başına hukuka aykırı mıdır?
Hayır.
Bir Türk şirketi sahip olduğu yazılımı, markayı, patenti veya başka bir gayrimaddi hakkı yurt dışındaki ilişkili ya da ilişkisiz bir şirkete satabilir veya lisanslayabilir.
Ancak işlem ilişkili kişiler arasında yapılıyorsa;
devir bedelinin,
lisans ücretinin,
royalty oranının,
ödeme şartlarının ve
diğer sözleşme koşullarının
emsallere uygun olması gerekir.
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesine göre kurumların ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı bedel veya fiyat üzerinden işlem yapması halinde kazanç, tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılabilir.
Transfer fiyatlandırması riski nasıl ortaya çıkar?
Transfer fiyatlandırması, ilişkili şirketler arasındaki işlemlerde uygulanan fiyatların bağımsız şirketler arasında uygulanabilecek fiyatlarla uyumlu olmasını amaçlar.
Örneğin Türkiye’deki bir yazılım şirketinin yıllarca geliştirdiği ve önemli gelir üreten yazılımı, ilişkili yabancı şirkete çok düşük bir bedelle devrettiğini düşünelim.
Devirden sonra yabancı şirket yazılımın hukuki sahibi olur. Türkiye’deki şirket ise aynı yazılımı kullanmaya devam etmek için yurt dışına yüksek tutarda lisans bedeli öder.
Bu yapıda iki ayrı vergi riski doğabilir:
Yazılımın yurt dışına devredildiği bedelin emsallere göre düşük olması.
Türkiye’deki şirket tarafından ödenen lisans bedelinin emsallere göre yüksek olması.
Her iki durumda da Türkiye’de vergilendirilmesi gereken kazancın yurt dışındaki ilişkili şirkete aktarılmış olduğu ileri sürülebilir.
Transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtıldığı kabul edilen tutarlar, kurum kazancının tespitinde gider olarak indirilemez. Ayrıca bu tutar, şartlara göre dağıtılmış kâr payı veya dar mükellef açısından ana merkeze aktarılan tutar olarak değerlendirilebilir.
Emsallere uygun bedel nasıl belirlenir?
Bir yazılımın, markanın veya patentin emsal değerini belirlemek çoğu zaman kolay değildir.
Çünkü gayrimaddi varlıkların önemli bir bölümü benzersizdir. Aynı özelliklere, müşteri tabanına, büyüme potansiyeline ve gelir kapasitesine sahip karşılaştırılabilir bir yazılım veya marka bulunamayabilir.
Değerleme yapılırken aşağıdaki unsurlar dikkate alınabilir:
Geçmiş ve beklenen gelirler
Yazılımın geliştirme maliyeti
Kullanıcı ve müşteri sayısı
Markanın bilinirliği
Tahmini ekonomik ömür
Rakip ürünler
Lisans sözleşmeleri
Gelecekte beklenen nakit akışları
Pazara giriş maliyeti
Hukuki koruma düzeyi
Teknolojik eskime riski
Varlığın geliştirilmesi için üstlenilen riskler
Uygun yöntemin seçimi işlemin niteliğine bağlıdır. Karşılaştırılabilir fiyat yöntemi, yeniden satış fiyatı yöntemi, maliyet artı yöntemi, işleme dayalı net kâr marjı yöntemi veya kâr bölüşüm yöntemi gündeme gelebilir.
Özellikle benzersiz ve yüksek değerli gayrimaddi varlıklarda kâr bölüşüm yöntemi veya gelir yaklaşımına dayalı değerleme teknikleri önem kazanabilir. OECD rehberleri de gayrimaddi varlıklara ilişkin transfer fiyatlandırması sonuçlarının ekonomik değer yaratımıyla uyumlu olması gerektiğini vurgular.
Hukuki mülkiyet kazancın tamamı için yeterli midir?
Gayrimaddi hakkın hangi şirket adına tescilli olduğu önemlidir. Ancak vergi analizinde sadece hukuki mülkiyet yeterli değildir.
Bir markanın düşük vergili ülkedeki şirket adına tescilli olduğunu düşünelim.
Buna karşılık;
markayı Türkiye’deki ekip oluşturuyorsa,
pazarlama stratejisini Türkiye’deki şirket belirliyorsa,
reklam giderlerini Türkiye’deki şirket üstleniyorsa,
müşteri ilişkilerini Türkiye’deki ekip yönetiyorsa ve
ticari riskler Türkiye’de üstleniliyorsa,
markanın yarattığı kazancın tamamının yalnızca hukuki malik olan yabancı şirkete bırakılması savunulması güç bir yapı oluşturabilir.
Vergi incelemesinde sözleşmeler kadar faaliyetlerin gerçekte nerede yürütüldüğü de incelenir.
DEMPE analizi nedir?
Uluslararası transfer fiyatlandırması uygulamalarında gayrimaddi varlıklarla ilgili kazancın dağılımında DEMPE analizi kullanılmaktadır.
DEMPE şu faaliyetlerin İngilizce baş harflerinden oluşur:
Development: Geliştirme
Enhancement: Değerini artırma
Maintenance: Koruma ve sürdürme
Protection: Hukuki ve ticari koruma
Exploitation: Ticarileştirme ve kullanma
Bu analiz kapsamında aşağıdaki sorular sorulur:
Yazılımı kim geliştirdi?
Geliştirme giderlerini kim finanse etti?
Yazılımın güncellemelerini kim yapıyor?
Markayı kim büyüttü?
Patent risklerini kim üstleniyor?
Ürün stratejisini kim belirliyor?
Müşteri sözleşmelerini kim yönetiyor?
Gayrimaddi hakkın başarısızlık riskini kim taşıyor?
Yönetim kararlarını gerçekten kim alıyor?
Bir şirket yalnızca gayrimaddi hakkın hukuki sahibi olduğu için otomatik olarak gelirin tamamına hak kazanmayabilir. Ekonomik faaliyetleri ve riskleri üstlenen şirketlerin de emsallere uygun şekilde gelirden pay alması gerekir. OECD yaklaşımı, transfer fiyatlandırması sonuçlarının ekonomik faaliyetlerin ve değer yaratımının gerçekleştiği yerle uyumlu olmasını hedefler.
Gayrimaddi varlıkların düşük vergili ülkelerde konumlandırılması ve ilgili gelirlerin bu ülkelerde biriktirilmesi, yüklenen metinde de matrah aşındırması ve transfer fiyatlandırması bakımından temel risk alanlarından biri olarak ele alınmaktadır.
Türkiye’den ödenen lisans giderleri indirilebilir mi?
Türkiye’deki bir şirket, yurt dışındaki şirketten gerçekten aldığı marka, yazılım, patent veya know-how kullanım hakkı için ödediği bedeli şartların sağlanması halinde gider olarak dikkate alabilir.
Ancak ödemenin gider kabul edilebilmesi için genel olarak;
hizmetin veya hakkın gerçekten sağlanmış olması,
şirket faaliyetleriyle ilgili bulunması,
belgelendirilmesi,
bedelin emsallere uygun olması,
ödemenin mahiyetinin doğru belirlenmesi ve
ilgili vergi yükümlülüklerinin yerine getirilmesi
gerekir.
Örneğin Türkiye’deki şirketin kendi geliştirdiği yazılım için sonradan yurt dışındaki ilişkili şirkete yüksek lisans bedeli ödemesi, özellikle yabancı şirketin yazılıma ilişkin gerçek bir geliştirme veya yönetim faaliyeti bulunmuyorsa eleştiri konusu olabilir.
Ayrıca transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazançların kurum kazancından indirilmesi mümkün değildir.
Kontrol edilen yabancı kurum riski nedir?
Bir Türk şirketi veya Türkiye’de tam mükellef kişiler, düşük vergili ülkede bulunan yabancı bir şirketi kontrol ediyorsa kontrol edilen yabancı kurum hükümleri gündeme gelebilir.
Bu düzenlemenin amacı, özellikle faiz, temettü, lisans ve benzeri pasif gelirlerin düşük vergili şirketlerde biriktirilerek Türkiye’deki vergilendirmenin ertelenmesini veya önlenmesini engellemektir.
Kontrol edilen yabancı kurum şartlarının oluşması halinde, yabancı şirketin kârı Türkiye’ye dağıtılmamış olsa bile belirli kazançlar Türkiye’de vergilendirilebilir.
Bu nedenle şu yapı otomatik olarak vergi avantajı sağlamaz:
Türkiye’de geliştirilen yazılım düşük vergili ülkede şirket kurularak bu şirkete devredilir.
Lisans gelirleri yabancı şirkette toplanır.
Kâr Türkiye’ye dağıtılmaz.
Böylece Türkiye’de vergi doğmayacağı düşünülür.
Ortaklık ve kontrol oranı, yabancı şirketin gelir yapısı, efektif vergi yükü ve yıllık hasılatı gibi şartların ayrıca incelenmesi gerekir. Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 7. maddesi kontrol edilen yabancı kurum kazancına ilişkin düzenlemeleri içerir.
Matrah aşındırması nasıl oluşur?
Matrah aşındırması, Türkiye’de vergilendirilecek kazancın çeşitli giderler veya grup içi ödemeler yoluyla azaltılmasıdır.
Gayrimaddi hak yapılarında matrah aşındırması çoğunlukla şu şekilde gerçekleşir:
Türkiye’deki şirket gelir üretir.
Yurt dışındaki grup şirketi markanın veya yazılımın sahibi olarak gösterilir.
Türkiye’deki şirket yurt dışına yüksek tutarda lisans bedeli öder.
Lisans gideri Türkiye’de kurum kazancını azaltır.
Gelir düşük vergili ülkedeki şirkette birikir.
Bu yapının vergi bakımından kabul edilebilmesi için yabancı şirketin yalnızca fatura düzenleyen ve sözleşmede hak sahibi görünen bir şirket olmaması gerekir.
Yabancı şirketin;
yeterli personelinin,
yönetim kapasitesinin,
ofisinin,
karar alma yetkisinin,
finansal gücünün,
üstlendiği gerçek risklerin ve
gayrimaddi varlıkla ilgili fonksiyonlarının
bulunması önemlidir.
OECD, ekonomik faaliyetten kopuk şekilde kazancın düşük veya sıfır vergili yerlere yapay olarak aktarılmasını BEPS kapsamında değerlendirmektedir.
Yurt dışına yapılan lisans ödemelerinde stopaj var mı?
Türkiye’deki bir şirketin yurt dışındaki şirkete yaptığı yazılım, marka, patent veya know-how ödemesinin vergisel niteliği ayrıca belirlenmelidir.
Ödemenin;
ticari kazanç,
gayrimaddi hak bedeli,
serbest meslek ödemesi veya
hizmet bedeli
olarak değerlendirilmesine göre stopaj sonucu değişebilir.
İlgili ülke ile Türkiye arasında Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması varsa anlaşmadaki gayrimaddi hak bedelleri ve ticari kazanç hükümleri de dikkate alınmalıdır.
Sözleşmeye “hizmet bedeli” yazılması tek başına ödemenin niteliğini belirlemez. İşlemin gerçek mahiyetine bakılır.
Örneğin standart bir yazılım aboneliği ile kaynak kodun kullanımı, çoğaltılması, değiştirilmesi veya ticari olarak dağıtılması hakkını içeren lisans sözleşmesi aynı vergisel sonucu doğurmayabilir.
Lisans ödemelerinde KDV doğar mı?
Yurt dışından alınan yazılım, marka, patent, lisans ve diğer gayrimaddi hak hizmetleri Türkiye’de faydalanılıyorsa KDV sorumluluğu doğabilir.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu uyarınca her türlü mal ve hizmet ithalatı KDV’nin konusuna girmektedir. Türkiye’de yerleşik olmayan kişilerden alınan hizmetlerde, işlemin niteliğine göre sorumlu sıfatıyla KDV beyanı gündeme gelebilir.
Bu nedenle bir lisans ödemesi yalnızca kurumlar vergisi ve transfer fiyatlandırması açısından değil;
stopaj,
KDV,
çifte vergilendirme anlaşması ve
belge düzeni
bakımından da birlikte değerlendirilmelidir.
Örnek olay: Türkiye’de geliştirilen yazılımın yurt dışına devri
Türkiye’de faaliyet gösteren A Teknoloji AŞ’nin beş yılda geliştirdiği bir SaaS yazılımı bulunduğunu varsayalım.
Şirketin ortakları düşük vergili bir ülkede B Ltd. isimli yeni bir şirket kuruyor.
Daha sonra;
yazılımın fikrî mülkiyet hakları B Ltd.’ye düşük bir bedelle devrediliyor,
Türkiye’deki geliştirici ekip çalışmaya devam ediyor,
bütün yazılım güncellemeleri Türkiye’de yapılıyor,
müşteriler Türkiye’deki satış ekibi tarafından bulunuyor,
B Ltd.’nin yalnızca bir yöneticisi bulunuyor,
A Teknoloji AŞ, B Ltd.’ye yıllık cironun yüzde 20’si oranında lisans bedeli ödüyor.
Bu yapıda aşağıdaki sorular gündeme gelir:
1. Yazılımın devir bedeli emsallere uygun mu?
Gelecekte yüksek gelir yaratması beklenen bir yazılımın düşük bir bedelle devredilmesi transfer fiyatlandırması eleştirisine neden olabilir.
2. Yazılımı ekonomik olarak kim geliştiriyor?
Geliştirme, bakım ve iyileştirme faaliyetleri Türkiye’de yürütülüyorsa yabancı şirketin gelirin tamamını alması savunulamayabilir.
3. Yüzde 20 lisans oranı nasıl belirlendi?
Karşılaştırılabilir lisans sözleşmeleri, işlev analizi ve ekonomik analiz bulunmuyorsa gider reddedilebilir.
4. B Ltd.’nin gerçek faaliyeti var mı?
Personeli, yönetimi, finansal kapasitesi ve ticari riski bulunmayan bir şirket ekonomik gerçeklik bakımından sorgulanabilir.
5. Kontrol edilen yabancı kurum şartları oluşuyor mu?
Yabancı şirketin ortaklık yapısı, gelir türü ve vergi yükü incelenmelidir.
6. Stopaj ve KDV doğru uygulanmış mı?
Yapılan ödemenin mahiyetine ve ilgili vergi anlaşmasına göre beyan yükümlülükleri doğabilir.
Vergi incelemesinde hangi belgeler önemlidir?
Yazılım veya marka haklarının yurt dışına devrinde yalnızca bir lisans sözleşmesi hazırlanması yeterli değildir.
Aşağıdaki belgelerin işlemi desteklemesi gerekir:
Gayrimaddi hak devir sözleşmesi
Lisans sözleşmesi
Bağımsız değerleme raporu
Transfer fiyatlandırması raporu
Emsal lisans araştırması
İşlev, varlık ve risk analizi
DEMPE analizi
Yönetim kurulu kararları
Yazılım geliştirme kayıtları
Personel görev tanımları
Ar-Ge harcama dökümleri
Marka ve patent tescil belgeleri
Gelir projeksiyonları
Nakit akışı değerleme çalışmaları
Yabancı şirketin personel ve ofis belgeleri
Faturalar ve banka ödeme kayıtları
Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması analizi
Transfer fiyatlandırması dosyasının işlem gerçekleştirildikten yıllar sonra değil, işlem sırasında hazırlanması daha sağlıklı olacaktır.
Vergi riskini azaltmak için ne yapılmalı?
1. İşlemin ticari gerekçesi açıkça belirlenmeli
Devir veya lisanslama işlemi yalnızca vergi oranı üzerinden açıklanmamalıdır. Yatırım, fikrî mülkiyet koruması, finansman, merkezi yönetim veya uluslararası büyüme gibi ticari gerekçeler belgelenmelidir.
2. Gayrimaddi hak bağımsız olarak değerlenmeli
Özellikle ilişkili şirkete yapılan devirlerde değerleme raporu hazırlanmalıdır.
3. Transfer fiyatlandırması yöntemi belirlenmeli
Neden belirli bir lisans oranı veya devir bedeli seçildiği ekonomik analizle açıklanmalıdır.
4. DEMPE fonksiyonları haritalandırılmalı
Hangi şirketin hangi faaliyeti yürüttüğü, hangi maliyeti karşıladığı ve hangi riski üstlendiği ortaya konulmalıdır.
5. Yabancı şirkette gerçek faaliyet oluşturulmalı
Yalnızca posta adresi ve sözleşmeden oluşan bir yapı yerine faaliyetle uyumlu personel, yönetim ve karar alma kapasitesi bulunmalıdır.
6. Stopaj ve KDV analizi yapılmalı
Her ödeme öncesinde işlemin hukuki ve vergisel niteliği belirlenmelidir.
7. Kontrol edilen yabancı kurum hükümleri incelenmeli
Kârın yurt dışında tutulması halinde Türkiye’de vergilemenin tamamen ortadan kalktığı varsayılmamalıdır.
8. Vergi anlaşması avantajları otomatik kabul edilmemeli
Anlaşmadan yararlanmak için mukimlik, gerçek faydalanıcı, işyeri ve anlaşmanın kötüye kullanılmasını önleyen hükümler ayrıca değerlendirilmelidir.
Sık Sorulan Sorular
Yazılımımı Dubai’deki şirketime devredebilir miyim?
Hukuken mümkün olabilir. Ancak devir bedelinin emsallere uygun olması, işlemin ticari gerekçesinin bulunması, yazılımın geliştirilmesi ve yönetimiyle ilgili faaliyetlerin hangi şirkette yürütüldüğünün analiz edilmesi gerekir.
Yurt dışındaki şirket markanın sahibi olursa bütün lisans geliri orada mı vergilenir?
Her zaman değil. Hukuki mülkiyet önemli olmakla birlikte markanın geliştirilmesi, korunması, yönetilmesi ve ticarileştirilmesine ilişkin faaliyetlerin nerede yapıldığı da dikkate alınır.
Türkiye’deki şirket yurt dışına ödediği lisans bedelinin tamamını gider yazabilir mi?
Ödemenin gerçek olması, işle ilgili bulunması, belgelenmesi ve emsallere uygun olması gerekir. Aşırı veya ekonomik karşılığı bulunmayan ödemeler gider olarak reddedilebilir.
Yabancı şirkette çalışan bulunması zorunlu mu?
Her olayın şartları farklıdır. Ancak yüksek tutarda lisans geliri elde eden bir şirketin bu varlığı yönetecek personeli, yöneticisi veya karar alma kapasitesi bulunmaması önemli bir risk göstergesidir.
Gayrimaddi hak devir bedeli nasıl hesaplanır?
Karşılaştırılabilir işlemler, gelir yaklaşımı, maliyet yaklaşımı, gelecekteki nakit akışları ve işlev analizi birlikte değerlendirilebilir. Tek bir standart oran bulunmamaktadır.
Düşük vergili ülkede şirket kurmak vergi avantajını garanti eder mi?
Hayır. Transfer fiyatlandırması, kontrol edilen yabancı kurum, gerçek faydalanıcı, ekonomik öz, stopaj ve küresel vergi düzenlemeleri nedeniyle beklenen avantaj oluşmayabilir.
Sonuç
Yazılım, marka, patent ve diğer gayrimaddi hakların yurt dışındaki bir şirkete devredilmesi, uluslararası büyüme ve yatırım açısından geçerli bir yapılandırma yöntemi olabilir.
Ancak yalnızca düşük vergi oranından yararlanmak amacıyla;
Türkiye’de oluşturulan değerin düşük bedelle yurt dışına çıkarılması,
gerçek faaliyeti bulunmayan şirkete gelir aktarılması,
Türkiye’deki şirkete yüksek lisans gideri yüklenmesi veya
kârın düşük vergili ülkede yapay olarak biriktirilmesi
önemli vergi riskleri yaratabilir.
Başarılı bir yapılandırmada sözleşme, hukuki mülkiyet, ekonomik faaliyet, değer yaratımı ve transfer fiyatlandırması sonuçlarının birbiriyle uyumlu olması gerekir.
OZM Consultancy Nasıl Yardımcı Olabilir?
OZM Consultancy olarak;
yazılım ve marka haklarının yurt dışına devri,
gayrimaddi hak değerlemesi,
transfer fiyatlandırması analizi,
grup içi lisans sözleşmeleri,
yurt dışına yapılan royalty ödemeleri,
kontrol edilen yabancı kurum incelemesi,
stopaj ve KDV analizi,
Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmalarının uygulanması ve
uluslararası şirket yapılanmaları
konularında danışmanlık hizmeti sunuyoruz.
Şirketiniz Türkiye’de geliştirdiği bir yazılımı, markayı veya başka bir fikrî mülkiyet hakkını yurt dışındaki grup şirketine devretmeyi planlıyorsa, işlem gerçekleştirilmeden önce vergi etkilerinin analiz edilmesi sonradan ortaya çıkabilecek cezalı tarhiyat riskini önemli ölçüde azaltabilir.
Yasal uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Her işlem; ilgili ülkeler, şirketlerin ortaklık yapısı, sözleşmeler, gayrimaddi varlığın niteliği ve yürütülen gerçek faaliyetler dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmelidir.




