Skip to main content

Command Palette

Search for a command to run...

Avrupa’nın En Avantajlı Vergi Cennetleri: Şirket Sahipleri ve Yüksek Gelirli Bireyler için Kapsamlı Analiz

Avrupa’nın En Avantajlı Vergi Cennetleri: Şirket Sahipleri ve Yüksek Gelirli Bireyler için Kapsamlı Analiz

Published
54 min readView as Markdown
Avrupa’nın En Avantajlı Vergi Cennetleri: Şirket Sahipleri ve Yüksek Gelirli Bireyler için Kapsamlı Analiz
M
I’m Evren ozmen, a CPA based in Istanbul, advising remote workers, freelancers, and international founders on Turkish tax and cross-border structuring. I focus on practical tax strategies around: 100% service export income deduction Tax residency in Turkey Company formation for foreigners Remote work and international income I break down complex tax rules into clear, actionable guidance — without losing the legal and compliance reality behind them. info@ozmconsultancy.com 🇹🇷 Türkiye genelinde; yazılım ve dijital ürün geliştiren şirketler, yurt dışına uzaktan hizmet sunan profesyoneller, Teknopark firmaları, oyun stüdyoları ve mobil uygulama şirketlerine Türkçe ve İngilizce mali ve vergisel danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. 📘 Insights & Publications: https://medium.com/@evrenozmen 📩 For Online Tax Advisory & Accounting Services/Danışmanlık-Mali Müşavirlik Hizmetleri: info@ozmconsultancy.com

Avrupa’nın En Avantajlı Vergi Cennetleri: Şirket Sahipleri ve Yüksek Gelirli Bireyler için Kapsamlı Analiz

Giriş

Bilindiği üzere vergi cennetleri, düşük veya sıfır vergilendirme politikalarıyla tanınan ülkelerdir.

Bu ülkeler, iş insanları ve varlıklı bireyler için vergi planlaması ve servet yönetimi açısından cazip fırsatlar sunar.

Avrupa’da da bazı ülkeler, özellikle kurumlar vergisi, gelir vergisi veya servet vergisi alanlarında sağladıkları avantajlarla vergi cenneti olarak anılır.

Bu yazıda Avrupa’nın en avantajlı vergi cennetlerinin hangi ülkeler olduğu kapsamlı şekilde incelenmektedir.

1-Şirket sahipleri ve yüksek gelir düzeyindeki bireyler için her bir ülkenin vergi oranları, iş kurma ve yerleşim kolaylıkları, sağladığı özel vergi avantajları ile finansal gizlilik ve uluslararası uyum durumu ele alınmıştır.

2-Ayrıca hangi ülkelerin şirketler için, hangilerinin bireyler için daha avantajlı olduğu değerlendirilmiş ve bu vergi cenneti ülkelerinde oturma veya vatandaşlık edinme koşulları açıklanmıştır.

3-Vergi mevzuatı küresel düzeyde sürekli evrildiğinden, sunulan bilgiler güncel yasal düzenlemeler ve güvenilir finansal kaynaklar ışığında hazırlanmıştır.

Avrupa’da Vergi Cenneti Olarak Kabul Edilen Ülkeler

Aşağıda, Avrupa kıtasında vergi cenneti sayılan başlıca ülkeler listelenmiştir. Bu ülkeler, uluslararası yatırım ve varlık planlaması çevrelerinde düşük vergileri ve avantajlı düzenlemeleriyle tanınırlar:

  • İrlanda: %12,5’lik düşük kurumlar vergisi ve çok uluslu şirketler için sağladığı elverişli vergi yapısıyla ünlü, AB üyesi ülke.

  • Lüksemburg: Gelişmiş finans sektörü, holding şirketlerine tanıdığı muafiyetler ve uluslararası şirketlere özel anlaşmalar (LuxLeaks ile ortaya çıktığı üzere) ile bilinen bir AB finans merkezi.

  • Hollanda: Geniş çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ağı, %25,8 düzeyindeki kurumlar vergisi (2024 itibarıyla gelirlerin €200.000’e kadarki kısmına %19) ve inovasyon kutusu ile IP gelirlerinde %9 etkili vergi uygulamasıyla öne çıkan ülke.

  • İsviçre: Kantonlara göre değişebilmekle birlikte ortalama %14 civarında kurumlar vergisi oranı sunan, bazı düşük vergi kantonlarında %12’nin altına inebilen (Örn. Zug kantonu %11,85) bir ortam sunan ülke. Ayrıca kişisel gelir vergisi oranları da kanton bazında değişir ve ortalama en yüksek gelir diliminde yaklaşık %33 seviyesindedir. Tarihsel olarak banka gizliliği ile ünlenmiş olmakla birlikte son yıllarda anonim banka hesapları kaldırılmış ve uluslararası bilgi paylaşımı artmıştır.

  • Monako: Kişisel gelir vergisi almayan (1869’dan beri) ve sermaye kazançlarını vergilendirmeyen, servet veya yerel emlak vergisi uygulamayan bir mikrodevlet. Şirket kârlarından, sadece gelirinin %25’inden fazlasını Monako dışında elde eden şirketlere %33,3 oranında kurumlar vergisi uygulanır; diğer şirketler genel bir kurumlar vergisine tabi değildir. Monako, yüksek finansal gizlilik yasalarıyla tanınsa da son dönemde birçok şeffaflık anlaşması imzalamıştır ve kara para aklamaya karşı FATF standartlarına uyum sağlamaktadır.

  • Andorra: Düz oranlı %10 gelir ve kurumlar vergisi uygulayan, ilk €24.000 gelire %0, sonraki dilime %5 vergiyle kademeli şahıs vergilendirmesi bulunan bir ülke. Servet, miras veya hediye vergisi bulunmamaktadır. %4,5 oranıyla Avrupa’nın en düşük KDV (IGI) oranlarından birine sahiptir. Andorra uluslararası standartlara uyum için son yıllarda vergi şeffaflığını artırmış; OECD yönergelerine uyumlu hale gelerek AB gri listesinden çıkmıştır.

  • Man Adası (Isle of Man): Birleşik Krallık’a bağlı özerk ada. Kurumlar vergisi %0 (belli finansal sektör şirketlerinde %10), gelir vergisi maksimum %20 ve yüksek gelirli bireylere yönelik yıllık toplam vergi tavanı (ör. tek kişi için £200.000) sunan bir rejime sahiptir. Servet, miras, hediye vergisi ve sermaye kazancı vergisi yoktur. Ada, yıllık belirli bir sabit vergi ödemeyi seçerek (Tax Cap) vergi yükünü sınırlama imkanı tanıyan yasal düzenlemeleriyle zengin bireyleri çekmektedir.

  • Jersey & Guernsey (Manş Adaları): Birleşik Krallık’ın Kraliyet bağımlılıkları olan bu adalar, %0 genel kurumlar vergisi (bankacılık gibi belirli sektörlerde %10 veya %20) uygulamalarıyla ünlüdür. Jersey ve Guernsey’de şahısların gelir vergisi oranı düz %20’dir ve sermaye kazancı veya miras vergisi yoktur. Ayrıca Jersey, yüksek gelirli yeni yerleşimcilere yıllık minimum £145.000 vergi ödemeleri koşuluyla gelirlerinin belli bir kısmına %1 gibi çok düşük bir vergi oranı uygulayabilen “yüksek değerli kişi” programı sunmaktadır. Guernsey’de ise benzer şekilde yıllık £130.000–£300.000 arasında sabit vergi ödeme seçeneği ile küresel gelir vergisinin üst sınırlandırılması mümkündür.

  • Liechtenstein: Avrupa Ekonomik Alanı üyesi bu küçük ülke, %12,5 oranındaki düşük kurumlar vergisi ile dikkat çeker. Gelir vergisi oranları kademeli olup en yüksek dilimde yaklaşık %22 civarındadır. Ülke, temettü, faiz ve royalty ödemelerinde stopaj vergisi uygulamaması ve yabancı kaynaklı gelirlerin önemli ölçüde muaf tutulması sayesinde holding şirketleri ve tröstler için avantajlıdır. Liechtenstein, bankacılık gizliliği ve varlık koruma yapıları (vakıflar vb.) ile tanınmakla birlikte, uluslararası kara para aklama ve vergi şeffaflığı standartlarına uyum için son yıllarda önemli adımlar atmıştır. Kara liste veya gri listede yer almamakta, finans merkezi olarak itibarını koruyarak gizlilik ve uyumu dengelemektedir.

  • Malta: AB üyesi Malta, kağıt üzerinde %35 kurumlar vergisi oranına sahip olsa da yabancı hissedarlara dağıtılan kar üzerinden %30’a varan vergi iadesi sistemi sayesinde efektif kurumlar vergisi oranı %5’e kadar düşebilmektedir. Çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ağının genişliği ve katılımcı muafiyeti (yurtdışı iştirak kazançlarına muafiyet) gibi kurallar Malta’yı holding şirketleri için cazip kılar. Yerleşik olmayan (non-domiciled) statüsündeki bireyler için Malta, yurt dışı gelirlerine sadece Malta’ya getirildiği takdirde %15 stopajlı muamele ederek, getirilmeyen yabancı gelirleri vergiden istisna tutar. Sermaye kazancı, miras veya servet vergisi bulunmaması ve özel oturum programları (Örneğin “Global Residence Programme” kapsamında yıllık sabit vergi) Malta’yı varlıklı göçmenler için çekici hale getirmektedir. Ülke 2021’de FATF gri listesine alınmış ancak 2022’de kapsamlı iyileştirmelerle çıkarılmıştır.

  • Kıbrıs: %12,5 oranındaki kurumlar vergisi ile AB’nin düşük vergi ülkelerinden biri olan Kıbrıs, yurt dışı kaynaklı pasif gelirlerin vergilendirilmemesi ile tanınır. Kıbrıs’ta vergi ikametgahı olup “non-domicile” kabul edilen bireyler, dünya genelindeki temettü, faiz ve sermaye kazançları için sıfır vergi avantajından yararlanır. Gelir vergisi dilimleri progresif olup en üst dilimde %35’e çıkar; ancak yabancı ücret geliri olan yeni gelenlere %50 gelir vergisi muafiyeti gibi teşvikler bulunmaktadır. Miras, servet, hediye vergisi olmayan Kıbrıs’ta yabancılar için kalıcı oturma izni ve geçmişte vatandaşlık yatırım programları (2020’de sonlandırıldı) ülkeyi cazip kılmıştır. Son yıllarda Kıbrıs da AB ve OECD standartlarına uyum sağlamış, finans sektöründe şeffaflığı artırmıştır.

Yukarıdaki listede adı geçen her ülke, farklı avantaj setlerine ve yasal koşullara sahiptir.

Şimdi her birini ülke bazında detaylı olarak inceleyerek vergi oranlarını, uygulama kolaylıklarını, vergi avantajlarını ve gizlilik/uyum durumlarını ele alacağız.

Ülke Bazında Vergi Rejimleri ve Avantajlar

İrlanda

Vergi Oranları: İrlanda, vergi politikalarıyla özellikle şirketler için cennet sayılır.

Kurumlar vergisi oranı sadece %12,5 olup küresel şirketleri cezbetmektedir.

Ayrıca AR-GE ve inovasyon odaklı şirketleri desteklemek amacıyla “Knowledge Development Box” adıyla patent ve fikri mülkiyet gelirlerine %6,25 gibi son derece düşük bir efektif vergi oranı uygulanmaktadır.

Bireysel gelir vergisi ise İrlanda’da oldukça yüksektir; tekil gelirlerde €40.000 üzeri kazançlar %40 gelir vergisi oranına tabidir.

Buna ek olarak sosyal güvenlik katkıları ve Evrensel Sosyal Katkı (USC) gibi kesintilerle yüksek gelirli bir kişinin maruz kalacağı toplam vergi yükü %50’leri bulabilmektedir.

Öte yandan İrlanda’da servet vergisi yoktur; ancak belirli bir muafiyet tutarını aşan miras ve bağışlara %33 oranında “Kapital Edinim Vergisi” uygulanır.

Kişisel yatırım gelirleri (temettü, faiz vs.) genel olarak gelir vergisine tabi tutulurken, İrlanda’nın “non-domiciled resident” sistemi uyarınca İrlanda’da ikamet edip ülkede kalıcı bir bağa sahip olmayan yabancılar, yurt dışındaki gelirlerini İrlanda’ya transfer etmedikleri sürece bu gelir vergilerinden muaftırlar. Bu “remittance basis” olarak bilinen uygulama, varlıklı yabancı bireylere İrlanda’da sınırlı vergi yüküyle yaşayabilme imkânı sunar.

Uygulama Kolaylığı: İrlanda, Avrupa Birliği üyesi, İngilizce konuşulan, istikrarlı bir ekonomi sunduğundan şirket kurma ve yürütme bakımından son derece elverişlidir.

Şirket kuruluş işlemleri görece hızlı olup yabancı yatırım çekmeyi amaçlayan şeffaf bir yasal çerçeve mevcuttur.

Dublin gibi şehirler, yazılım ve teknoloji devleri dahil birçok çokuluslu firmanın Avrupa merkezi haline gelmiştir.

İrlanda’da bir şirket kurarken dikkat edilmesi gereken hususlardan biri, yasal olarak yönetici düzeyinde Avrupa Ekonomik Alanı vatandaşı bir kişi bulundurma zorunluluğudur (aksi halde bir teminat sigortası talep edilebilir).

İrlanda gelir idaresi ve yatırım ajansı (IDA Ireland), yabancı yatırımcılara rehberlik sağlayarak bürokratik süreçleri kolaylaştırmaktadır.

Örneğin, AR-GE teşvikleri kapsamında zarar eden start-up’ların bile geçmişe dönük vergi iadesi alabilmesi gibi uygulamalar, inovatif şirketleri cezbeder.

Vergi Avantajları: İrlanda’nın en büyük avantajı düşük kurumlar vergisi olup bunun yanında çok geniş bir çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması ağına sahiptir (70’ten fazla ülkeyle vergi anlaşması bulunmaktadır). Bu sayede, İrlanda’da kurulu bir şirket, diğer ülkelerdeki faaliyetlerinden elde ettiği kazançları vergi anlaşmaları yoluyla daha az kesintiye uğratarak transfer edebilir.

İrlanda’da iştirak kazançları ve temettüler uygun koşullarda vergiden istisna edilebilir; AB’nin Ana-Ortaklık Direktifi kapsamında İrlanda holding şirketleri AB içindeki iştiraklerinden vergisiz temettü alabilirler.

Ayrıca, transfer fiyatlandırması ve diğer uluslararası vergi planlama tekniklerine ilişkin esnek ortam, özellikle ABD merkezli teknoloji ve ilaç devlerinin İrlanda’yı tercih etmesine yol açmıştır.

Tarihsel olarak “Double Irish” ve “Dutch Sandwich” gibi vergi stratejileri kullanılarak şirketler İrlanda üzerinden küresel kazançlarını %2’nin altında efektif vergiyle bırakabilmişlerdir.

Bu agresif yöntemler son dönemde uluslararası baskıyla kademeli olarak kapatılsa da, İrlanda halen Amazon, Google, Apple gibi devlerin Avrupa merkezi olmayı sürdürmektedir.

Finansal Gizlilik ve Uyum: İrlanda, AB üyesi olarak OECD’nin şeffaflık standartlarına tamamen uyumlu kabul edilir ve bir vergi cenneti olarak resmi listelerde yer almaz. Bununla birlikte, eleştirmenler İrlanda’yı “kurumlar vergisi cenneti” olarak nitelendirmektedir çünkü kamuya açık kurumsal finansal raporlama gereklilikleri sınırlıdır ve binlerce özel amaçlı şirket (SPV) üzerinden büyük miktarda uluslararası varlık İrlanda’da yönetilmektedir.

Örneğin 2023 itibarıyla İrlanda’da 3.600’den fazla SPV kurulmuş ve 1,14 trilyon €’luk varlığı yönetir durumdadır.

İrlanda hükümeti vergisel rekabeti korurken AB Direktifleri (DAC6, bilgi değişimi vb.) çerçevesinde gerekli uyumu sağlamaktadır.

Kara para aklama (AML) ve terör finansmanı ile mücadelede AB regülasyonlarını uygulayan İrlanda, Mali Eylem Görev Gücü (FATF) değerlendirmelerinde uyumlu kabul edilmektedir. 2023 yılında küresel asgari kurumlar vergisi anlaşmasına İrlanda da taraf olmuş ve 2025 itibarıyla ciro bakımından çok büyük şirketlere %15 asgari efektif vergi kuralını uygulamaya hazırlanmaktadır.

Genel olarak İrlanda, kurumlara tanıdığı vergi avantajlarıyla öne çıkmakla birlikte yasal düzenlemelerini uluslararası normlara göre güncel tutmaya çalışmaktadır.

Lüksemburg

Vergi Oranları: Lüksemburg, AB içinde kurumlar vergisi oranı yaklaşık %25 seviyesinde olan bir ülkedir. Standart kurumlar vergisi %17 olup buna eklenen belediye vergisi (%6,75, başkent Lüksemburg için) ve dayanışma katkısıyla efektif oran hesaplanır.

Ancak bu “manşet” oranlar yanıltıcı olabilmektedir; büyük çokuluslu şirketler özel vergi anlaşmaları ile %1’in altına düşen efektif vergiler ödeyebilmişlerdir (2014’de ortaya çıkan LuxLeaks belgeleri, Amazon, Apple, FedEx gibi şirketlere sunulan ayrıcalıkları gözler önüne sermiştir).

Bireysel gelir vergisi Lüksemburg’da progresiftir ve en yüksek dilimde yaklaşık %42 oranındadır (yüksek gelirliler için %42’ye ek %7 dayanışma vergisi ile efektif ~%45). Lüksemburg’un dikkat çeken bir yönü, kişisel servet vergisinin olmayışıdır – 2006’dan bu yana gerçek kişilerden servet vergisi alınmamaktadır. Benzer şekilde bireyler için bir miras vergisi yalnızca Lüksemburg mukimi değilseniz veya Lüksemburg’daki malvarlıkları için sınırlı uygulanır; özellikle birinci dereceden akrabalar arasında veraset vergisi ya hiç yoktur ya da çok düşüktür.

Şirketler için ise net servet vergisi bulunmaktadır (%0,5 oranında, finans sektöründe %0,05) ancak bu genellikle vergi planlamasıyla minimize edilebilir.

Temettü vergisi konusunda, Lüksemburg mukimi şirketlerin dağıttığı kar payları normalde %15 stopaja tabidir; ancak AB ana-ortaklık direktifi veya çifte vergilendirme anlaşmaları sayesinde çoğu uluslararası durumda temettüler vergisiz veya düşük stopajla ödenebilir.

Uygulama Kolaylığı: Lüksemburg, iş kurma ve yürütme bakımından oldukça gelişmiş bir altyapı sunar. Şirket kurma işlemleri hızlı olup (birkaç gün içinde kurulabilir, boş hali hazırda kurulmuş (shelf) şirket seçenekleri dahi bulunur), yabancı yatırımcılar için dil engeli yoktur (ülkede İngilizce, Fransızca, Almanca yaygın kullanılır).

Özellikle holding, finans ve fon yönetimi alanlarında Lüksemburg uzmanlaşmıştır.

Örneğin, dünya çapında yatırım fonu sektöründe ABD’den sonra ikinci büyük merkez Lüksemburg’dur; 2,5 trilyon € üzerinde fon varlığı bu ülkede yönetilmektedir.

Şirket türleri açısından LLC (S.à r.l.) veya Anonim Şirket (S.A.) gibi çeşitli yapılar mevcuttur ve her biri esnek vergi ve gizlilik avantajları sunabilir. Lüksemburg’da asgari bir pay sahibi ve yönetici yeterlidir, bunların yabancı uyruklu olmasında sakınca yoktur.

Ülke, yüksek yaşam kalitesi ile de tanındığından yabancı profesyonellerin ve varlıklı kişilerin ikamet etmekten çekinmediği bir lokasyondur. Bürokrasi AB ortalamasına göre hafiftir; şirket kuruluşu için sermaye şartı (S.à r.l. için €12.000) ve noter işlemleri dışında engel bulunmaz.

Hükümet, dijital platformlar üzerinden işlem imkanı ve çok dilli resmi hizmetlerle yatırımcı dostu bir ortam sağlamaktadır.

Vergi Avantajları: Lüksemburg’un vergi rejimi birçok özel avantaj barındırır. İlk olarak, teritoryal vergi sistemi unsurlarına sahiptir: Lüksemburg mukimi olmayan kişi ve kurumlar, sadece Lüksemburg kaynaklı gelirleri üzerinden vergi öder, yabancı kaynaklı gelirler çoğunlukla vergiden muaftır.

Bu, Lüksemburg’u holding ve finansman şirketleri için çok çekici kılar; zira yabancı iştiraklerden elde edilen temettüler, gelirler büyük ölçüde vergisiz tutulabilir.

Nitekim, Lüksemburg pek çok çokuluslu şirketin faiz ve royalty akışlarını vergiden muaf tutarak yapılandırdığı bir merkez olmuştur:

Ülkede faiz ve royalty ödemelerinden stopaj vergisi alınmaması sayesinde şirketler kârlarını buradan geçerken vergiye uğratmadan transfer edebilirler.

Ayrıca özel amaçlı finansman şirketleri (ör. tahvil ihraç eden SPV’ler) Lüksemburg’da vergi muafiyetleriyle faaliyet gösterebilmektedir.

Lüksemburg, katılım muafiyeti (participation exemption) ile belirli koşulları sağlayan iştirak satış kazançlarını ve temettüleri vergiden istisna tutar. Fikri mülkiyet gelirlerinde 2008-2016 arasında geçerli olan %80 muafiyetli patent kutusu rejimi, OECD baskısıyla kaldırılmış olsa da 2018’de daha sınırlı yeni bir IP kutu rejimi (%80 muafiyetle efektif %5,2 vergi) yürürlüğe konmuştur. Fon endüstrisi için Lüksemburg tam bir cennettir: Örneğin, özel yatırım fonları yıllık sadece %0,01’lik net aktif değer vergisi ödeyerek devasa portföyleri yönetebilmektedir. Aile servet yönetim şirketi (SPF) gibi araçlar, uygun kullanımda, gelir ve temettü vergilerinden muaf şekilde varlık yönetimine izin verir (sadece küçük bir sermaye vergisi ödenir). Lüksemburg’un çifte vergiyi önleme anlaşmaları 80’den fazla ülkeyi kapsamaktadır ve ülke AB Ana-Ortaklık ve Faiz-Royalti direktiflerine dahildir. Bu sayede Lüksemburg’da kurulmuş bir holding, AB içindeki iştiraklerinden aldığı temettü ve faizleri stopajsız alabilir ve onları yine stopajsız şekilde üçüncü ülkelere yönlendirebilir.

Sonuç olarak Lüksemburg, karmaşık ancak yasal vergi planlamalarına izin veren esnek yapısıyla Avrupa’nın en gözde vergi planlama merkezlerinden biri olmuştur.

Finansal Gizlilik ve Uyum: Lüksemburg tarihi boyunca finansal gizlilik geleneğine sahip olsa da, 2015 itibarıyla AB’nin tasarruf bilgilerinin otomatik paylaşımı direktifi kapsamında yabancı mukimlere ait banka hesap bilgilerini paylaşmaya başlamıştır. Bankacılık gizliliği (numaralı hesaplar vb.) büyük ölçüde sona ermiş, ancak hala ulusal yasalar “profesyonel gizlilik” hükümleriyle banka müşteri mahremiyetini korur niteliktedir. Örneğin 2023 yılı, Lüksemburg’un bankacılık gizliliğinin sonunun 10. yılı olarak anılmıştır ve bu dönemde ülke finansal şeffaflıkta önemli mesafe kaydetmiştir.

Öte yandan şirket gizliliği konusunda Lüksemburg hâlen avantajlı kabul edilebilir: Şirketlerin gerçek lehdar sahiplerini gösteren sicil, AB gereği oluşturulmuş ancak 2022’de Avrupa Adalet Divanı’nın kararıyla kamu erişimine kapatılmıştır. Dolayısıyla, Lüksemburg’da bir şirketin arkasındaki hissedarlar kamuya açık değildir (yalnız yerel otoritelere beyan edilir). Bunun yanında, Lüksemburg hamiline hisse senedi (bearer shares) kullanımına izin veren az sayıdaki ülkeden biridir ve bu da anonimlik sağlar.

Uluslararası baskılar nedeniyle Lüksemburg, vergi politikalarında ve mali düzenlemelerinde reformlar yapmıştır; özellikle LuxLeaks sonrasında AB’nin Daha Fazla Vergi Şeffaflığı inisiyatifleri benimsenmiştir. FATF ve OECD tarafından yapılan değerlendirmelerde Lüksemburg, yüksek uyum gösteren bir ülke olup kara listede bulunmamaktadır. Bununla birlikte, 2019 FATF raporu Lüksemburg’u “yoğun finansal faaliyet nedeniyle risk altında” görmüş ve ülke o tarihten bu yana AML/CFT (kara para ve terör finansmanı) rejimini güçlendirmiştir. Sonuç olarak, Lüksemburg vergi cenneti algısını silmeye çalışsa da vergi rekabeti ile uluslararası uyum arasında hassas bir denge gözetmektedir.

Hollanda

Vergi Oranları: Hollanda, uluslararası yatırımlar için sık tercih edilen bir diğer AB ülkesidir. Kurumlar vergisi iki basamaklı bir yapıya sahiptir: 2024 ve 2025 için €200.000’a kadar kazançlarda %19, üzerindeki kısımda %25,8 oran uygulanmaktadır. Bu oranlar AB ortalamasına yakındır, ancak Hollanda’nın vergi rejimi özel indirim ve istisnalarla efektif vergi yükünü düşürebilmektedir.

Örneğin, inovasyon kutusu (innovation box) uygulaması kapsamında patente veya yenilikçi AR-GE faaliyetlerine dayalı gelirler sadece %9 oranında kurumlar vergisine tabi tutularak teşvik edilir. Kişisel gelir vergisi ise Hollanda’da üç ayrı “kutuda” hesaplanır: Çalışma ve emeklilik gelirleri (Box 1) için en yüksek marjinal oran yaklaşık %49,5’tir (2025’de %36,5’e kadar iki basamaklı tarife, €73.031 üzeri %49,5). Sermaye ve tasarruflar (Box 3) için Hollanda, bir tür servet vergisi mahiyetinde, varlıklar üzerinden varsayımsal bir getiri hesaplayıp %32 civarında vergi uygulamaktadır (fiili getiri değil devletin belirlediği varsayımsal getiri vergilenir).

Temettü ve önemli iştirak gelirleri (Box 2) için ise standart oran %26,9’dur. Bununla birlikte Hollanda, yerleşik olmayan yabancılar için özel bir rejim sunmaz; fakat yabancı uzmanlar için %30’luk vergi muafiyeti kuralı ile (30% ruling) yüksek nitelikli çalışanlar brüt ücretlerinin %30’unu gelir vergisinden istisna tutabilmektedir (5 yıl süreyle). Hollanda’da servet, miras, hediye vergileri vardır ancak çifte vergilemeyi önleme anlaşmaları ve AB regülasyonlarıyla bu vergiler sıklıkla azaltılabilir.

Uygulama Kolaylığı: Hollanda, iş yapma kolaylığı endekslerinde üst sıralarda yer alır. Şirket kurma süreci hızlı ve şeffaftır; yabancı yatırımcılar için dil sorunu yoktur zira İngilizce iş dünyasında yaygınca kullanılmaktadır. Amsterdam, Rotterdam gibi şehirler finansal hizmetlerde ileri düzeydedir; ülkede profesyonel hizmetler (hukuk, muhasebe, danışmanlık) altyapısı güçlüdür. Bir BV (besloten vennootschap – limited şirket) kurmak için asgari sermaye gerekliliği yoktur ve kuruluş işlemleri birkaç gün içinde tamamlanabilir.

Hollanda Finans ve Gümrük İdaresi, vergi konularında önceden hüküm (ruling) mekanizmalarıyla belirsizlikleri gidermesiyle ünlüdür: Yatırımcılar vergi idaresinden transfer fiyatlandırması, faiz, royalty gibi konularda ileri anlaşmalar yaparak vergisel durumlarını öngörülebilir kılabilirler. Bu ileri vergi kararları (Advance Tax Rulings) Hollanda’yı vergi planlamasında cazip kılan unsurlardan biridir; ancak 2019 sonrasında AB baskısıyla bu rulings süreçleri daha şeffaf ve sınırlı hale getirilmiştir. Hollanda aynı zamanda AB’nin merkezinde olması, liman ve lojistik ağı (Rotterdam Limanı) sayesinde fiziksel yatırım için de stratejik bir konuma sahiptir. İşgücü kalifiye ve çok dillidir, hükümet yabancı yatırım ofisleri aracılığıyla (NFIA – Netherlands Foreign Investment Agency) yatırımcılara destek sunar.

Vergi Avantajları: Hollanda’nın en büyük avantajı geniş çifte vergilendirme anlaşmaları (100’den fazla ülkeyle) ve AB direktiflerine uyumu sayesinde stopaj vergilerindeki indirimlerdir.

Hollanda kaynaklı temettü ödemelerinde standart stopaj %15 olsa da birçok durumda bu sıfırlanabilir veya azaltılabilir. Özellikle bir Hollanda holding şirketi, AB içi iştiraklerinden gelen temettüleri genellikle %0 stopajla alır ve çifte vergileme anlaşmaları vasıtasıyla üçüncü ülkelere kâr dağıtırken de düşük stopaj oranlarından faydalanır. Hollanda uzun yıllar “üçlü sandwich” yapılarında kilit ülke olmuş, büyük şirketler İrlanda ve Bermuda gibi vergi cennetleriyle Hollanda üzerinden kâr transferi yaparak vergi minimizasyonu sağlamıştır.

Ülke ayrıca faiz ve royalty ödemelerinde geçmişte stopaj uygulamamasıyla biliniyordu; 2021’den itibaren sadece vergi cenneti sayılan ülkelere giden faiz/royalty ödemelerine %25 stopaj getirildi, ancak bu kısıtlama dışında Hollanda içindeki grup şirketlerine yapılan faiz ve lisans ödemeleri vergisiz akabilmektedir. Hollanda vergi sisteminin bir diğer çekici yönü, grup konsolidasyonu (fiscal unity) imkanıdır: Aynı grubun Hollanda’daki bağlı şirketleri tek bir entite gibi konsolide vergi beyanı verebilir, böylelikle bir şirketin zararını diğerinin karıyla mahsup edebilir.

Yatırım teşvikleri arasında, AR-GE harcamaları için %16-40 arası vergi kredisi (WBSO) ve çevreci yatırımlar için hızlandırılmış amortisman gibi avantajlar sayılabilir. Gayrimaddi hak gelirlerinin %9 efektif vergiye tabi olduğu inovasyon kutusu, özellikle teknoloji ve ilaç şirketleri için ciddi tasarruf sağlamaktadır. Bu rejim, OECD’nin Nexus standardına uygun hale getirilerek devam etmektedir. Ayrıca, Hollanda AB KDV iade ve antrepo kolaylıklarıyla da ticaret şirketlerine destek olur (ör. ithalatta KDV ertelemesi). Sonuç olarak Hollanda, yasal olarak %25,8 kurumlar vergisine sahip olsa da tutumlu vergi politikaları, ileri karar mekanizmaları ve avantajlı anlaşmalar sayesinde fiilen birçok şirketin vergisini oldukça düşürebildiği bir ortamdır.

Finansal Gizlilik ve Uyum: Hollanda, şeffaflık ve iş etiği konularında yüksek standartlara sahip, AB normlarına sıkı sıkıya bağlı bir ülkedir. Her ne kadar agresif vergi planlaması nedeniyle eleştirilse de, Hollanda bir “offshore” ülke değildir; şirket hesaplarının tutulması ve raporlanması konusunda AB muhasebe direktiflerine tabidir, şirketlerin UBO (nihai faydalanıcı) bilgileri kaydedilir (2020’den itibaren Hollanda UBO sicili kamunun erişimine açılmıştır, ancak AB Adalet Divanı kararı sonrası 2022’de geçici olarak kamusal erişim kısıtlanmıştır).

Hollanda Merkez Bankası ve Maliye Bakanlığı, karapara aklamayla mücadele kapsamında kripto şirketleri dahil finansal kuruluşları sıkı düzenlemelere tabi tutmaktadır. Ülke, FATF üyesi olup 2022 değerlendirmesinde büyük oranda uyumlu notlar almıştır (ufak tefek geliştirme tavsiyeleri dışında). Vergi konusunda Hollanda, OECD Matrah Aşındırma ve Kar Kaydırma (BEPS) eylem planlarını uygulamış, zararlı vergi uygulamalarını (ör. patent kutusunun eski süper avantajlı halini) revize etmiştir.

Hollanda Parlamentosu, küresel asgari vergi kuralının AB içinde hayata geçirilmesini onaylamış, 2024’ten itibaren büyük ölçekli şirketlere %15 efektif vergi alt sınırı getirmeye hazırlanmaktadır. Özetle, Hollanda saydam bir hukuk devleti olarak algılanır ve “vergi cenneti” tanımının dışında tutulur; fakat çokuluslu şirketlere sağladığı vergi kolaylıkları nedeniyle vergi adaleti tartışmalarının merkezinde kalmaya devam etmektedir.

İsviçre

Vergi Oranları: İsviçre, federal ve kantonal düzeyde ayrı ayrı vergi uygulayan bir konfederasyondur. Federal kurumlar vergisi oranı %8,5 (net kar üzerinden) olup kantonlar da ilave kendi oranlarını uygular. 2020 yılında yürürlüğe giren vergi reformu (STAF/TRAF) sonrasında birçok kanton kurumlar vergisi oranlarını önemli ölçüde düşürmüştür. Günümüzde İsviçre’de ortalama birleşik kurumlar vergisi oranı %14,4 civarındadır.

Örneğin en rekabetçi kantonlardan Zug’da toplam kurumlar vergisi %11,85 ile Avrupa’daki en düşük oranlardan biridir. Zürih kantonu gibi büyük ekonomili yerlerde oran ~%19,6, Cenevre’de %14,7 (2024 itibarıyla), en yüksek Bern kantonunda ~%20,5 düzeyindedir. Dolayısıyla, doğru kantonu seçen bir şirket İsviçre’de pek çok AB ülkesinden daha düşük efektif vergi ödeyebilir. İsviçre’de gelir vergisi de federal (%11,5’e kadar) ve kantonal bileşenlidir. Toplam bireysel gelir vergisi yükü, yerleşilen kantona göre büyük değişkenlik gösterir: Örneğin Zürih gibi kantonlarda en üst dilimde toplam vergi yaklaşık %40’ı bulurken, Zug gibi vergisi düşük kantonlarda %22–25 civarında tavan yapar. 2025 KPMG raporuna göre İsviçre’de yüksek gelirli bireylerin ortalama en üst marjinal vergi oranı %32,5 olmuştur – bu rakam, diğer Avrupa ülkelerine kıyasla oldukça makuldür.

İsviçre’de sermaye kazancı vergisi genel olarak yoktur (bireyler için menkul kıymet satış kazançları vergilendirilmez, sadece profesyonel ticaret yapmıyorlarsa). Servet vergisi ise federal düzeyde olmamakla birlikte kantonların hemen hepsinde vardır; tipik olarak yıllık binde birkaç ile %1 arası bir oranda net varlık üzerinden alınır (örn. Zürih’te 0,3%, Cenevre’de 1%). Miras ve hediye vergileri kantona göre değişir, bir kısım kanton (Zürih, Schwyz vb.) yakın akrabalara veraset vergisini kaldırmıştır, diğerlerinde eş ve çocuklara yok ama uzak akrabaya veya yabancıya mirasta %30-50’ye varan oranlar olabilmektedir. İsviçre’de dolaylı vergilerden KDV %7,7 (indirimli oran 2,5) ile AB ortalamasının altındadır.

Uygulama Kolaylığı: İsviçre, şirket kurulumu ve iş yapma kalitesi açısından dünyanın en gelişmiş ortamlarından birine sahiptir. Siyasi ve ekonomik istikrar, güçlü sözleşme hukuku, nitelikli iş gücü ve dünya çapında bankacılık/finans sektörü İsviçre’yi cazip kılar.

Bir anonim şirket (AG) veya limited (GmbH) kurmak genellikle 2-3 hafta sürer; asgari sermaye AG için CHF 100.000 (yarısı ödenmiş), GmbH için CHF 20.000’dir. Ülke yüksek teknoloji, ilaç, emtia ticareti gibi alanlarda pek çok uluslararası şirketin bölgesel merkezine ev sahipliği yapar. İsviçre’de bir zorluk, yabancılar için oturma/çalışma izni kotalarıdır; AB vatandaşları kısmen anlaşmalarla daha rahat ikamet edebilirken AB dışı üst düzey elemanlar ve yatırımcılar için kanton kotası bulunur.

Bununla birlikte her kanton yatırımcı dostu politikalarla nitelikli kişi ve şirketleri çekmeye çalışır. Örneğin, bazı kantonlar yabancı şirketleri çekmek için özel vergi indirimleri (tax holiday) uygulayabilir veya AR-GE projelerine sübvansiyon verebilir. İsviçre’nin bankacılık, hukuk, danışmanlık altyapısı üst düzeydedir; hemen her büyük uluslararası denetim ve hukuk firması İsviçre’de aktiftir. Şirketler için düzenleyici ortam öngörülebilir ve bürokrasi nispeten hafiftir. İsviçre AB üyesi olmadığından bazı ticari konularda (örn. gümrük) AB kurallarına tabi değildir, ancak bir dizi ikili anlaşma ile AB tek pazarına kısıtlı erişimi mevcuttur. İsviçre Frankı’nın istikrarı ve düşük enflasyon ortamı, servet sahipleri için ayrıca caziptir.

Vergi Avantajları: İsviçre, tarihsel olarak yabancı şirket ve zengin bireylere özel vergi avantajları sağlamıştır. Kurumlar için eskiden “holding statüsü”, “mikstarif statüsü” gibi özel rejimler vardı (yabancı gelirlere muafiyet gibi), ancak OECD standartları gereği 2020’de bunlar kaldırıldı ve yerine tüm şirketlere düşük oran yaklaşımı benimsendi.

Yine de İsviçre’de araştırma geliştirme teşvikleri (fazladan gider yazma), patent kutusu (kantonların uyguladığı ~%10 efektif oranlı) ve sermaye kazançlarına iştirak muafiyeti gibi avantajlar bulunmaktadır. Örneğin, bir İsviçre şirketi %10’dan fazla payla sahip olduğu iştirakten temettü alır veya hisse satar ise bu kazançlar büyük ölçüde vergiden muaftır (katılım muafiyeti).

Kantonlar arası rekabet de şirketler lehine avantaj doğurur: Bazı kantonlar efektif vergi oranlarını 2024 itibarıyla %15’e yaklaştırmış; örneğin Cenevre, Vaud yüksek kârlar için oranı %14,7’ye çekerek OECD asgari vergiye uyum adımı atmıştır. Böylece küresel minimum vergi dilimine İsviçre şimdiden adapte olmaktadır. İsviçre’nin geniş vergi anlaşmaları ağı (100+ ülke), çifte vergilendirmenin önüne geçer ve yabancı yatırımcıların vergisini azaltır. Ayrıca stopaj vergisi alanında İsviçre vergi anlaşmaları ile temettü, faiz ödemelerinde indirimler sunar (standart temettü stopajı %35’tir ama AB ülkelerine anlaşmalarla genelde %0–15 arası uygulanır).

Bireysel tarafta ise İsviçre’nin en ünlü avantajı “pauschalversteuerung” (lump-sum taxation) rejimidir. Bu rejim, İsviçre’ye yerleşen ve orada çalışmayıp gelirini yurtdışından elde eden zengin yabancılara, gerçek gelirlerine bakılmaksızın, yaşam masrafları üzerinden sabit bir vergi belirlenmesi esasına dayanır. Örneğin, bir kanton bu kişinin yıllık harcamasını 400.000 CHF varsayarak bunun 7 katı = 2,8 milyon CHF geliri varmış gibi kabul edip normal tarifeden vergi alır; kişi çok daha yüksek gerçek gelire sahip olsa bile ilave vergi ödemez.

Bu yöntemle pratikte %5–10 efektif vergi ile çok yüksek gelirler vergilendirilebilmektedir. Özellikle Cenevre, Vaud, Valais gibi kantonlar bu rejimi uygulamakta ve minimum yıllık vergi tutarları belirlemektedir (kantona göre değişmekle birlikte yılda en az ~CHF 150.000 vergi ödenmesi gibi). Zürih gibi bazı kantonlar ise referandumla bu sistemi kaldırmıştır. Miras vergisinin olmaması veya düşük olması (birçok kantonda çocuklara %0) ve sermaye kazancı vergisi muafiyeti, zengin ailelerin servet planlaması için İsviçre’yi tercih etmesine yol açar. İsviçre bankalarının yatırım ürünleri üzerindeki vergi stopajları da (örneğin tahvil faizinde %35 vergi kesilip sonradan iade gibi) çifte vergileme anlaşmalarıyla hafifletilebilir. İsviçre Frankı cinsinden varlıklar, küresel belirsizlik dönemlerinde güvenli liman sayıldığından, İsviçre’ye yerleşen varlıklı kişiler hem düşük/orta seviyeli vergiler ödeyip hem de ekonomik güvenliğe kavuşabilir.

Finansal Gizlilik ve Uyum: İsviçre’nin belki de en tanınmış yönü finansal gizlilik geleneğidir. Banka gizlilik yasaları 1934’ten beri bankacıların müşteri bilgilerini ifşa etmesini suç saymış ve İsviçre’yi on yıllarca offshore banka merkezi haline getirmiştir.

Ancak 2008 sonrası dünya çapında artan baskılarla İsviçre bankalarının anonim hesap açma dönemi kapanmıştır. ABD ile FATCA anlaşması, OECD ile Ortak Raporlama Standardı (CRS) gereği İsviçre artık yabancı mukimlere ait hesap bilgilerini otomatik olarak karşı ülkelerle paylaşmaktadır. Dolayısıyla klasik anlamda gizli numaralı hesaplar devri bitmiştir. Yine de İsviçre hâlen finansal mahremiyet endekslerinde üst sıralardadır – zira iç hukukunda müşteri gizliliği korunmakta ve dünyada hala çok büyük meblağlarda offshore servet İsviçre bankalarında saklanmaktadır.

2023 itibarıyla küresel özel bankacılık varlıklarının önemli bir kısmı (tahminen %25+) İsviçre’dedir. İsviçre hükümeti bir yandan gizlilik geleneğini sürdürürken bir yandan kara para ile mücadeleyi sıkılaştırmıştır: FATF tarafından 2016 raporunda bazı eksikleri not edilen İsviçre, bu alanda kanunlarını güncellemiş ve 2022 FATF ilerleme raporunda büyük ölçüde uyumlu görülmüştür. Ülke, vergi yönünden 2009’da OECD gri listesinden çıkmak için çok sayıda anlaşma imzalamış, 2015’te AB ile son bir bankacılık bilgi paylaşım anlaşmasına giderek “vergi cenneti” imajını yumuşatmaya çalışmıştır. AB’nin kara listesinde İsviçre yer almamaktadır. Sonuç olarak İsviçre, hem gizlilik ve güvenilirlik arayan varlıklı bireylerin gözdesi olmayı sürdürmekte hem de uluslararası regülasyonlara uyum sağlayarak sistemini devam ettirmektedir.

Monako

Vergi Oranları: Monako, Avrupa’nın en bilinen vergi cennetlerinden biridir ve özellikle zengin bireyler için bir sığınak olarak ün yapmıştır. Kişisel gelir vergisi Monako’da 1869 yılından bu yana uygulanmamaktadır. Yani Monako’da resmi ikamet statüsü kazanan bireyler, dünyadaki gelirleri için gelir vergisi ödemezler (bazı istisna durum: Fransız vatandaşları özel bir anlaşma gereği Monako’da yerleşseler dahi Fransa’ya vergi ödemeye devam ederler – 1963 Fransız-Monako anlaşması).

Sermaye kazançları vergisi de Monako’da yoktur; hisselerini satan veya yatırımlarından kazanç elde eden bireyler bu kazanç için Monako’da vergi ödemez. Net servet vergisi de Monako Prensliği tarafından alınmamaktadır. Dolayısıyla gelir veya birikim üzerinden doğrudan vergi söz konusu değildir. Monako’da kurumlar vergisi uzun yıllar hiç uygulanmamış, ancak 1963’te Fransa ile yapılan anlaşma sonucu belirli şirketler için getirilmiştir.

Günümüzde kural şudur: Monako’da faaliyet gösteren ve cirosunun %25’inden fazlasını ülke dışında elde eden şirketler, Fransız kurumsal vergi oranında (yaklaşık %25) vergilendirilir. Buna karşılık kazancının büyük kısmı Monako içinde kalan, örneğin yerel restoran, butik vb. işletmeler hala 0% kurumlar vergisi avantajına sahiptir. Prenslik, yeni kurulan şirketlere de vergi avantajı tanır: İlk iki yıl kurumlar vergisi muafiyeti, üçüncü yıldan itibaren kademeli artışla beşinci yıldan sonra tam vergi uygulaması gibi teşvikler söz konusudur. Temettü gelirleri açısından, Monako 1963’te yerel şirket hissedarlarına ödenen temettüler üzerindeki vergiyi kaldırmıştır.

Dolayısıyla Monakolu bir şirket kâr dağıtımı yaptığında hissedarlar vergi ödemez. Emlak vergisi de prenslikte yoktur; ancak kira gelirleri üzerinden yıllık %1 oranında bir vergi alınır (yabancıların Monako’da gayrimenkul kiralayıp kira geliri elde etmesi nadirdir, bu vergi daha çok büyük oteller veya emlak şirketleri üzerinden devlete aktarılır). Monako’da miras vergisi bulunmakla birlikte sadece yakın olmayan akrabalar için söz konusudur: Düz altsoya (çocuklara) miras vergisi %0 iken, kardeşler arasında %8, yeğenler/halalar arasında %10, uzak akraba %13 ve akraba olmayan mirasçıya %16 oranında veraset vergisi vardır. Bu oranlar, Fransa gibi komşu ülkelere kıyasla düşüktür.

Uygulama Kolaylığı: Monako’da şirket kurmak ve özellikle ikamet izni almak, yüksek gelirli kişiler için oldukça cazip olmakla beraber belirli şartlar gerektirir. Şirket kurma süreci, firmanın faaliyet alanına göre prenslik makamlarından (Monaco Business Development Agency) ön izin alınmasını gerektirebilir.

Özellikle finansal hizmetler, emlak geliştirme gibi alanlarda lisans şartı vardır; onun dışında basit danışmanlık veya ticaret şirketleri birkaç hafta içinde kurulabilir.

Monako’da bir şirket kurmak için yerel bir “adres” gösterilmesi ve kayda değer bir sermaye beyanı (SARL için asgari €15.000, SAM için €150.000) gerekebilir.

Bireysel olarak Monako’ya yerleşmek ise son derece çekicidir ancak yüksek bir finansal eşiği vardır. Monako’da oturum izni almak isteyen bir kişi, öncelikle burada bir konut satın almalı veya uzun süreli kiralamalı ve Monako bankalarında en az €500.000 depozit tutmalıdırmonaco-citizenship.info. Prenslik, başvuru sahibinin finansal olarak kendine yeterli olduğunu (yaklaşık yarım milyon € mevduatla) ve sabıka kaydının temiz olduğunu görmeyi şart koşar.

Tüm gereklilikler yerine getirildiğinde, oturum izni genellikle birkaç ay içinde alınabilir. Oturum aldıktan sonra fiilen Monako’da yaşamaya başlamak gerekir; Monako kanunları yılda en az 3 ay ülkede fiilen bulunmayı ikametgahın devamı için şart koşar.

Ancak başka ülkelerin vergisini kesmek açısından genelde kişiler Monako’da 183 günden fazla kalarak diğer ülkelerde vergi ikametgahından çıkarlar. Monako’ya yerleşmek iş insanları açısından zorlayıcı değildir – Fransız Rivierası’nda bulunan bu küçük ülke, Nice Uluslararası Havalimanı’na 30 dakika mesafede olup ulaşım kolaylığı vardır. Monako’da yerleşik bir kişi, AB vatandaşı değilse dahi Schengen bölgesinde serbest dolaşıma sahiptir (Monako Fransa üzerinden Schengen alanına dahil sayılır).

İş dili olarak Fransızca resmi olsa da İngilizce de yaygınca konuşulur. Monako, yabancı yatırımcıya veya ikametçiye vatandaşlık verme konusunda son derece seçicidir; vatandaşlık genelde uzun yıllar ikamet sonrası (10 yıldan fazla) ve özel takdirle verilir. Bu nedenle çoğu kişi Monako’da sürekli oturum sahibi olarak yaşamaktadır.

Monako hükümetinin Welcome Office (Karşılama Ofisi) adlı birimi, yeni yerleşimcilere ve iş kurmak isteyenlere rehberlik ederek bürokratik işlemlerde yardımcı olmaktadır. Suç oranının son derece düşük olması, lüks yaşam standartları, yüksek kaliteli sağlık ve eğitim imkanları Monako’yu dünya zenginleri için çekici kılmaktadır.

Vergi Avantajları: Monako’nun avantajları oldukça basittir fakat etkilidir: Hiç gelir vergisi ödememek ve dolayısıyla kazancın %100’ünü elde tutmak. Bu, özellikle yüksek gelirli sporcular, sanatçılar, yatırımcılar için son derece büyük bir cazibe yaratır.

Örneğin, Fransa’da veya İtalya’da ikamet eden biri €1 milyon gelire %45 vergi verirken Monako mukimi benzer geliri vergisiz elde edebilir. Monako’da yerleşik finansal kuruluşlar da vergi avantajlıdır; örneğin fon yönetimi işleri yerel kazanç sayıldığından kurumlar vergisine tabi tutulmaz. Ülkede KDV (TVA) %20 ile AB ülkeleri seviyesindedir, zira Monako gümrük birliği gereği Fransız KDV sistemine dahildir – ancak harcanmayan gelir üzerinden vergi alınmadığından, özellikle emekli zenginler paralarını Monako bankalarında değerlendirip vergisiz büyütebilirler.

Monako’nun çifte vergilendirme anlaşmaları sınırlıdır (sadece Fransa, Lüksemburg, Mauritius ve bazı küçük devletlerle anlaşması vardır), ancak fiilen vergi almadığından bu eksiklik pek dezavantaj yaratmaz. Finansal gizlilik açısından Monako uzun süre bankacılık sırlarıyla anıldı. Halen Monako bankaları sıkı gizlilik kanunlarına tabidir; banka çalışanları müşteri bilgilerini ifşa ederlerse hapis cezasına çarptırılabilir. Fakat Monako da değişen dünyaya ayak uydurmak zorunda kalmıştır: 2009’dan sonra OECD ile bilgi değişimi anlaşmaları imzalamış ve “vergide işbirliği yapmayan ülke” listesinden çıkmıştır. 2018’de AB ile finansal hesap bilgilerinin otomatik değişimine başlamıştır.

Yine de Monako, varlık gizliliği konusunda üst düzey bir yer olmaya devam ediyor – zira varlıklı bireyler burada aile ofisleri, tröst benzeri yapılar kurarak mal varlıklarını hem vergisiz hem de büyük ölçüde gizli idare edebiliyorlar. Monako, FATF değerlendirmelerinde de önemli gelişmeler kaydetmiştir; 2019 raporunda AML/CFT (kara para/terör finansmanı) alanında büyük oranda uyumlu bulunmuştur. Özetle Monako, vergi avantajlarını sıkı gizlilik ve lüks yaşam tarzı ile birleştirerek sunan benzersiz bir yerdir.

Ancak AB üyesi olmadığından, AB’nin ekonomik yaptırımlarına veya düzenlemelerine tabi değildir, bu da bazen diğer ülkelerin eleştirilerine neden olabilmektedir (özellikle Fransa, Monako’da ikamet eden Fransızların vergi ödememesinden memnun değildir). Bütün bunlara karşın Monako, “vergi cenneti” imajını sahiplenmekten çekinmeyen ve bunu ülke stratejisinin parçası kılan bir prenslik olarak pozisyonunu korumaktadır.

Andorra

Vergi Oranları: Andorra, son on yıla kadar gelir vergisi almayan bir ülkeydi ancak uluslararası baskılarla vergi sistemini yeniledi. Yine de hala Avrupa’nın en düşük vergi oranlarını sunar. Kişisel gelir vergisi 2015’te yürürlüğe girdi ve düz oranlı %10 olarak belirlenmiştir (gelire göre kademeli bir yapı ile: €24.000’a kadar %0, sonraki €16.000 için %5, üzeri için %10).

Bu, komşu ülkelere kıyasla çok düşük bir orandır (İspanya’da %47, Fransa’da %45 en üst dilimler). Üstelik ilk €24.000 gelir vergiden muaf olduğu için, ortalama bir Andorra sakini fiilen %10’un bile altında efektif vergi ödemektedir. Kurumlar vergisi de benzer şekilde maksimum %10’dur.

Küçük şirketler veya holding yapıları için özel indirimlerle efektif oran %2’ye kadar düşebilmektedir: Özellikle sadece yurtdışına yatırım yapan Andorra holding şirketleri için %2’lik sembolik vergi uygulaması geçmişte mevcuttu. Katma Değer Vergisi (IGI) oranı ise sadece %4,5 ile Avrupa’nın en düşüğüdür. Sermaye kazançları (yatırım kazançları) Andorra’da büyük ölçüde vergiden muaftır – sürekli ticari faaliyet kapsamına girmeyen (örneğin arızi hisse senedi satış kazançları) gelirler vergilendirilmez.

Temettüler de yerel şirketlerden alınıyorsa gelir vergisine tabi değildir. En çarpıcı avantajlardan biri, Andorra’da servet, miras veya hediye vergisinin olmamasıdır. Bir Andorra mukimi, malvarlığından ötürü herhangi bir yıllık vergi ödemez, mirasını çocuklarına bırakırken devlet vergi talep etmez.

Bu durum, varlık koruma ve kuşaklararası servet transferi planlamasında Andorra’yı ön plana çıkarmaktadır. Emlak alım-satımında düşük oranlı harçlar (%1-2) dışında büyük vergi yükleri yoktur. Kısacası, Andorra vergi oranlarını %10 ile sınırlayarak hem bireyler hem şirketler için “düşük vergili bir nefes alanı” sunmaktadır.

Uygulama Kolaylığı: Andorra, küçük bir prenslik olup bürokrasisi sade ve hızlıdır. Şirket kurmak genellikle birkaç gün içinde tamamlanabilir; bir Andorra şirketinin %100’ü yabancılara ait olabilir (2012’de yasa değişikliğiyle yabancı mülkiyetine izin verilmiştir).

Asgari sermaye A.Ş. için €60.000 olsa da birçok iş kolu için bu sermayenin fiilen ödenmesi gerekmeden şirket kurulabilir. Bankacılık sistemi modern ve güçlüdür (ülkede birkaç yerel banka bulunur). Andorra’nın para birimi Euro’dur (resmen AB üyesi değil ancak Fransa-İspanya anlaşmalarıyla Euro kullanır), bu da işleri kolaylaştırır.

Yerleşim açısından, Andorra iki tip oturum izni sunar: Aktif oturum (çalışma izni ile) ve Pasif oturum (yatırımcı/emekli ikameti). Pasif ikamet almak, varlıklı bireyler için yaygın bir yoldur – bunun için Andorra’da en az €400.000 tutarında yatırım yapılması gerekir (gayrimenkul alımı, yerel hisse/bono alımı veya mevduat olabilir) ve ayrıca devlete €50.000 depozito verilmelidir.

Bu koşulları sağlayan ve sabıka kaydı temiz olan kişiye 2-3 ay içinde oturum verilir. Pasif ikamet sahibi yılda en az 90 gün Andorra’da kalmak durumundadır (183 günden fazla kalırsa vergi mukimi olur ki genelde istenen budur). Aktif ikamet ise Andorra’da şirket kurup istihdam yaratan veya ülkede çalışacak nitelikli kişilere verilir; bunda yatırım şartı aranmamakla birlikte sosyal güvenlik primi ödeme zorunluluğu vardır. Andorra’da gayrimenkul alım-satımı yabancılar için serbesttir; son yıllarda artan talep nedeniyle konut fiyatları yükselse de halen büyük şehirler kadar pahalı değildir.

Dil olarak Katalanca resmi dil olsa da İspanyolca ve Fransızca yaygın, İngilizce de turizm ve iş çevrelerinde anlaşılacak düzeyde konuşulur. Ülke dış dünyaya karayoluyla bağlı (en yakın havaalanı 3 saat mesafede) olsa da coğrafi olarak bir miktar izole olması, burada yaşamayı seçenlerin genelde sakin bir hayat tarzını göze aldığı anlamına gelir. Buna karşın, Andorra’nın güvenli ortamı, temiz dağ havası, yüksek gelirli Avrupa kentlerine nazaran düşük yaşam maliyeti birçok kişi için çekicidir. Andorra AB üyesi olmadığından ikamet edenler için bir takım gümrük avantajları (gümrüksüz alışveriş, düşük ÖTV’li lüks mallar gibi) da söz konusudur.

Vergi Avantajları: Andorra’nın vergi avantajları, bir anlamda Monako’ya benzer şekilde birey odaklıdır ama aynı zamanda şirketlere de düşük vergi sunar. Bir Andorra vergi mukimi birey, yabancı kaynaklı pasif gelirlerini (örneğin yurtdışındaki temettüler, faizler) Andorra dışında elde ettiğinde, çifte vergileme anlaşması yoksa bile, Andorra sadece bunların Andorra’ya getirilen kısmını vergiler (remittance basis kısmen geçerli).

Bu pratikte pek çok varlıklı kişinin dünya genelindeki yatırımlarından elde ettiği kazancı neredeyse vergisiz biriktirmesine olanak sağlar. Miras vergisi olmaması, servetin gelecek nesillere aktarımında planlamayı kolaylaştırır – örneğin Avrupa’nın pek çok ülkesinde zengin bir kişi öldüğünde mirasçıları yüklü vergi öderken Andorra’da böyle bir risk yoktur. Çifte vergilendirme anlaşmaları Andorra’nın 2010’lardan sonra imzaladığı yeni araçlardır; Fransa, İspanya, Portekiz gibi 8 ülkeyle anlaşmaları yürürlükte, 7 ülkeyle daha imzalanmıştır.

Anlaşma olmadığı durumlarda dahi Andorra tek taraflı olarak yabancı vergileri mahsup ederek çifte vergiyi önler. IP box veya özel ekonomik bölgeler gibi sofistike kurumsal avantajlar Andorra’da yoktur; buna gerek de yoktur çünkü genel oran zaten %10 ile rekabetçidir. Holding şirketleri eğer sadece yurtdışı iştiraklere yatırım yapıyorsa Andorra’da efektif vergi oranı %0–2 aralığında uygulanır (bu rejim AB baskısıyla ileride değişebilir, fakat şu an için çekicidir).

KDV %4,5 olduğundan, Andorra’daki şirketler mal ve hizmet alımlarında AB şirketlerine kıyasla daha az dolaylı vergi yüklenirler. Turizm ve perakende sektöründeki işletmeler düşük KDV’nin rekabet avantajını kullanır (Andorra’ya alışverişe gelen milyonlarca turist bu yüzden çeker). Kâr dağıtımında stopaj yoktur; Andorra şirketi kârını yabancı ortağına dağıtırken kesinti yapmaz. Bütün bu avantajların bir arada olması, Andorra’yı hem şirketler için vergi dostu hem de zengin bireyler için bir çekim merkezi yapmıştır.

Elbette Andorra’nın AB üyesi olmaması bazı kısıtlar getirir (örneğin AB finans pasaportu yok, ürün ihracında gümrük prosedürleri var vs.), ancak vergi avantajları çoğu durumda bu dezavantajları bastırmaktadır.

Finansal Gizlilik ve Uyum: Andorra da diğer küçük finans merkezleri gibi geçmişte banka gizliliğiyle anılırdı. Son yıllarda AB ve OECD’nin kara listelerine alınmamak için Andorra ciddi reformlar yaptı. 2018’de Andorra, OECD’nin CRS sistemine dahil olarak otomatik finansal hesap bilgisi paylaşımı başlattı.

Banka sırları yasası yumuşatılarak vergi suçları gibi durumlarda bilgi paylaşımına izin verildi. 2009’da OECD gri listesine alınan Andorra, hızla 20’den fazla vergi bilgi değişim anlaşması imzalayarak aynı yıl listeden çıktı. FATF de Andorra’yı izlemekte; 2017 raporunda bazı eksikler belirlense de ülke bunları gidermeye çalıştı ve ciddi bir kara para sorununa rastlanmadı.

2023’te AB, Andorra ile bir Birlik İç Pazarına Katılım Anlaşması müzakere etti; bu anlaşma tamamlansa, Andorra AB müktesebatının bir kısmını uygulamayı kabul edecek ve bankacılık gibi sektörlerde daha fazla şeffaflık ve entegrasyon getirecek. Andorra şu an AB’nin ne kara listesinde ne gri listesinde yer almıyor. Müşteri gizliliği halen korunuyor; ancak eskiye nazaran bankaların anonim hesap açması veya kimlik gizlemesi söz konusu değil. Yine de Andorra bankaları, varlıklı müşterilere numerik kodlu hesap yerine takma adlı hesap gibi esneklikler sunabiliyor (gerçek kimlik kaydı olmak şartıyla). Andorra’nın küçük yapısı, denetim kolaylığı sağlıyor; bankalar az sayıda ve yakından izleniyor.

Ülke, AB ile otomatik bilgi paylaşımına rağmen kendi vergi mukimlerine ait hesaplar konusunda gizliliği sürdürüyor. Bu nedenle, bir Andorra sakini parasını yerel bankada tutuyorsa o bilgi başka ülkeye gitmiyor, zira CRS anlaşmaları sadece yabancıları kapsıyor. Uyum konusunda Andorra belki de en dikkat çekici hamlesini vergi kanunlarını yürürlüğe koyarak yaptı – bu sayede “gerçek bir devlet” gibi davranacağını gösterip vergi cenneti imajını silmeye çalıştı. Yine de vergiler çok düşük tutulduğu için cennet çekiciliği sürüyor. AB Andorra’yı vergi cenneti saymasa da “düşük vergili yargı” olarak izlemeye devam ediyor. Özetle Andorra, modern bir düşük vergili ülke haline gelmek adına gizlilikten taviz vermiş ancak hala varlık koruması ve düşük vergi dengesiyle cazibesini korumuştur.

Manş Adaları: Jersey ve Guernsey

Vergi Oranları: Jersey ve Guernsey, Birleşik Krallık’a bağlı olsalar da vergisel açıdan özerk iki adadır. Kurumlar vergisi her ikisinde de genel olarak %0’dır. Sadece belirli finansal hizmet şirketleri için %10, bazı yerel altyapı şirketleri için %20 oran uygulanır.

Bu “0/10 rejimi”, adaların uluslararası şirketlerce holding ve finans merkezi olarak kullanılmasına imkan tanır. Gelir vergisi ise düz bir yapıda %20 maksimum orana sahiptir. Jersey’de herkesin geliri (belli muafiyetler sonrası) en fazla %20 oranında vergilenir; Guernsey’de de tek oran %20’dir. Bu oran birçok Avrupa ülkesinin en üst diliminden düşüktür ve dahası bu adalarda başka bir doğrudan vergi yoktur: Sermaye kazançları vergisi (CGT) alınmaz, miras veya hediye vergisi (IHT) yoktur.

Ayrıca yıllık servet vergisi de uygulanmaz. Dolaylı vergilerde Jersey’de %5 Mal ve Hizmet Vergisi (GST) bulunur, Guernsey’de genel tüketim vergisi yoktur (sadece bazı ücret ve harçlar mevcuttur). Bu vergi yapısı, Manş Adaları’nı zengin bireyler ve şirketler için çok cazip kılmaktadır.

Uygulama Kolaylığı: Jersey ve Guernsey küçük adalar olduğundan bürokrasi son derece azdır ve birebir ilişkilere dayalı ilerler. Bir şirket kuruluşu bir-iki günde yapılabilir; kurallar basittir (en az bir yerel mukim yönetici genelde gerekir, ama bu hizmeti sağlayan profesyoneller mevcuttur).

Adalar finans sektöründe uzmanlaşmıştır – özellikle sigortacılık, yatırım fonları, tröst hizmetleri alanlarında yüzlerce milyar sterlinlik varlık bu adalarda tutulur. Uzman hukuk/muhasebe firmaları ve yönetim şirketleri, yeni gelen yatırımcılara her konuda destek olur.

Yabancı yatırımı çekmek için hükümet kurumları aktiftir (Locate Jersey vb.). Adalardan birine taşınmak isteyen varlıklı kişiler için özel programlar vardır: Örneğin Jersey’nin 2(1)(e) High Value Resident programı, önemli varlık sahibi kişilere adada ikamet izni verir.

Bu programla gelene Jersey, yılda en az £145.000 gelir vergisi (20% x £725k) ödemesini şart koşar ve bu eşiğin üzerindeki gelirler için sadece %1 vergi uygular.

Yani çok gelirli biri için toplam vergi yükü %1’e kadar düşürülebilir, ancak her halükarda hükümete yıllık £145k ödemeyi taahhüt eder. Bu şekilde Jersey, hem vergi geliri sağlamakta hem de süper zenginleri cezbetmektedir.

Guernsey de benzer biçimde “Tax Cap” uygulaması sunar – yabancı gelirlere yıllık £130k sabit vergi, dünya geneline yayılan gelirlere isteğe bağlı £300k civarı sabit vergi seçeneği vardır. Bu tavan uygulamaları sayesinde Guernsey’de de milyonerler vergilerini sınırlayabilmektedir. Adalarda ikamet izni almak, eğer Britanya/İrlanda vatandaşı değilseniz, bu yüksek değerli kişi programları veya belirli yatırım koşulları ile mümkündür.

Jersey, HVR programı dışında normalde yabancıların belirli yüksek bedelli evleri almasına ve bu yolla oturum elde etmesine izin verir (mesela £1,75 milyon üstü değerde ev alanlar). Guernsey’de Open Market adı verilen bir konut listesi vardır – bu listedeki mülklerden satın alan yabancılar ikamet hakkı elde eder. Bu evler genelde pahalıdır ve alan kişinin maddi durumunun iyi olduğunu garantiler. Guernsey ayrıca minimum net değeri £1 milyon üstü olanlar ve adada £1m yatırım yapacaklar için bir yatırımcı vizesi de sunar. Genel olarak, bu adalara yerleşmek anakaradaki ülkelere göre daha elitisttir; nüfusları az tutmak için göçmen alımı kısıtlı ve koşulludur.

İş kurma tarafında, adaların şeffaf hukuki sistemi (İngiliz ortak hukukunun modifiye halleri) ve İngiltere ile yakın bağları yatırımcıya güven verir. Altyapı modern olmakla birlikte küçük bir ada olmanın kaçınılmaz limitleri vardır (örneğin ağır sanayi olmaz, pazar küçük). Ancak e-ticaret, finans, dijital işler için ada ortamı sorun çıkarmaz.

Vergi Avantajları: Manş Adaları’nın belki de en büyük avantajı, tröst ve vakıf gibi varlık koruma araçlarına ev sahipliği yapmasıdır. Jersey ve Guernsey’de Anglo-Sakson trust yapıları yaygın kullanılır; varlıklı aileler malvarlıklarını bu trust’lara devredip, adaların yasalarınca korunup yönetilmesini sağlar. Bu trust gelirlerine yerel vergi uygulanmaz (lehtar adalı değilse) ve trust dokümanları mahremdir.

Bu yüzden adalar uluslararası servet planlamasının merkezi haline gelmiştir. Şirketler açısından, adalarda bir holding veya finans şirketi kurarak kazançları 0% vergiyle biriktirmek mümkündür. Örneğin bir Jersey şirketi, grup içi faaliyetlerden elde ettiği kârı ada bankalarında vergisiz tutabilir.

Bu kârı merkeze dağıtırken, vergi anlaşmaları olmamasına rağmen, ada dışı hissedarlar kendi ülkelerindeki mevzuata göre vergilenecektir. Ancak çoğu zaman bu hissedar da bir vergi cennetinde olduğundan, vergi zinciri tamamen kırılmış olur.

Bu yapılar yasal olsa da G20 sonrası dönemde ekonomik esas (substance) kurallarına tabi kılındı: Jersey ve Guernsey, 2019’da AB talepleriyle kanun çıkararak, adalarda kayıtlı belirli faaliyet şirketlerinin adada asgari personel/ofis bulundurmasını zorunlu kıldı.

Böylece sadece kağıt üstünde şirket kurup vergisiz kazanç gösterme devri kısmen sonlandırıldı. Yine de pratikte bu kural asgari düzeyde uygulanıyor – bir şirket birkaç yönetim kurulu toplantısını adada yaparak ve bir yerel sekreter atayarak şartları yerine getirebiliyor.

Sigorta ve reasürans alanında Guernsey özellikle gelişmiştir; çok sayıda captive sigorta şirketi vergi avantajıyla Guernsey’de kuruludur. Yatırım fonları da her iki adada vergiden muaftır (fonlar 0% kurumlar vergisine tabi, yatırımcılar sadece kendi ülkesinde vergilenir). Bu da global yatırım fonu endüstrisini adalara çekmiştir. VAT/GST olmaması da bir avantaj – özellikle Guernsey KDV uygulamadığından, oradaki fonlar masraflarında %20 AB KDV’sinden yırtar.

Miras vergisinin olmaması İngiliz aristokrasisinin yüzyıllardır bu adalarda servet tutmasına yol açmıştır (Birleşik Krallık’ta %40 veraset vergisi vardır). Adaların Birleşik Krallık ile ilişkisi, Britanya vatandaşlarına bu adalarda yerleşmeyi cazip kılar; zira Britanyalılar serbestçe taşınabilir ve bu şekilde kendi yüksek vergili ülkelerinden ayrılabilirler.

Sonuç olarak, Jersey ve Guernsey hem şirketler hem bireyler için komple bir vergi cenneti paketi sunar: Kurumlara %0 vergi, bireylere %20 tavan vergi ve onu da düşürebilme imkanı, sermaye kazancına ve servete/mirasa vergi yok, güçlü gizlilik ve varlık koruma. Bu model, adaların küçük ölçekli ekonomilerini finansal hizmetler odağında son derece zenginleştirmiştir – kişi başına gelirleri en yüksek yerler arasındadır. Uluslararası alanda ise bu adalar, “zararlı vergi rekabeti” eleştirilerine hedef olsa da AB’nin resmi kara listesine girmekten kurtulmak için işbirliği içinde olmuşlardır (2019’da AB bu adaları işbirliği yapanlar listesine aldı).

Finansal Gizlilik ve Uyum: Manş Adaları yasal olarak Birleşik Krallık’ın sorumluluğunda olduğundan, uluslararası anlaşmalarda genelde İngiltere üzerinden dahil olurlar.

Örneğin FATF değerlendirmelerine Birleşik Krallık ile birlikte tabi oldular ve AML/CFT rejimlerini modernize ettiler. Günümüzde Jersey ve Guernsey finans otoriteleri, AB’nin Beşinci Kara Para Direktifi gibi kurallarını büyük ölçüde benimsemiştir. Müşteri gizliliği ise hala çok değerlidir; trust kayıtları mahremdir, halka açık şirket hissedar bilgileri sınırlıdır (Jersey 2021 itibarıyla faydalanıcı sicilini kamuya açma sözü verse de AB Adalet Divanı kararı sonrası beklemeye aldı).

Adalar, bilgi değişim anlaşmaları konusunda erken adım attılar – ABD ile FATCA anlaşmaları, OECD CRS sistemine katılım vb. bu sayede AB gri listesine düşmediler. 2023 Ekim itibarıyla ne Jersey ne Guernsey AB kara listesinde değildir. Bunlara rağmen, Global Finansal Gizlilik Endeksi gibi sıralamalarda Jersey ve Guernsey üst sıralarda çıkmaktadır (Jersey 2022’de 7. sıradaydı). Bu, finansal ölçeğine göre orantısız büyüklükte offshore servetin buralarda depolandığını gösterir. Gerçekten de, 2024 itibarıyla Jersey bankalarında 1 trilyon £’a yakın varlık tutulduğu tahmin edilir.

Uyum tarafında, adalar yasal düzenlemelerini sürekli AB/ABD ile istişare ederek güncelliyor. Örneğin 2023’te küresel asgari vergi konusunda Jersey, 15% oranını belirli büyük şirketlere uygulamayı kabul ettiğini açıkladı. Guernsey de muhtemelen benzer adım atacak.

Bu, Ada’nın 0% rejimini küçük ölçekli (cirosu <€750m) şirketlerle sınırlayacak. Denetim ve düzenleme açısından, adalar uluslararası finansal kuruluşların pek çoğuna üyedir (IOSCO, IAIS vb.), kendi Merkez Bankaları yok ama finans otoritileri vardır. Her yıl büyüyen varlık yönetimi sektörü, regülatörlerin sıkı takibindedir zira adalar itibarlarını korumak istemektedir. Sonuç olarak, Jersey ve Guernsey gizliliği canlı tutarak mümkün olan maksimum işbirliğini gösterme yolunu seçmiştir – böylece hem offshore müşterileri kaçırmamak hem de kara listeye düşmemek amaçlanmıştır. Bu denge politikası, şu ana dek başarılı olmuş görünmektedir.

Liechtenstein

Vergi Oranları: Liechtenstein, Orta Avrupa’da İsviçre ile gümrük birliği içinde olan minik bir prensliktir. Kurumlar vergisi oranı %12,5 ile İrlanda ile birlikte Avrupa’nın en düşüklerindendir. Dahası, Liechtenstein temettü, faiz ve royalty ödemelerinde stopaj vergisi uygulamaz – yani bir Liechtenstein şirketi kârını yabancı ortağına dağıtırken kesinti yapmaz. Kişisel gelir vergisi Liechtenstein’da milli ve belediye vergilerinin birleşimiyle kademeli olarak hesaplanır; en üst marjinal oran yaklaşık %22-24 civarındadır. Ancak Liechtenstein vergi sistemi ayrık bir servet unsuru içerir: Yüksek varlıklı kişiler için “kurgu getiri” (notional income) yöntemiyle servet üzerinden de gelir sayılıp vergilenir.

Örneğin, finans yasasında her yıl belirlenen bir oran (2024 için %4) kişinin net serveti için getiri varsayımı olarak alınır ve gelirine eklenir. Bu pratikte servete bağlı bir vergi gibidir ama gelir vergisi içinde hesaplanır. Fiiliyatta çok yüksek servetler için efektif vergi oranı %0,5’in altına düşer; örneğin CHF 10 milyon üzeri servet için marjinal oran %0,3’e iner.

Sermaye kazancı vergisi yoktur; bireyler yatırım kazançlarını vergisiz elde edebilir, şirketler ise belli koşullarla iştirak satışlarından vergi ödemez (eğer satılan iştirak çoğunluk pasif gelir üreten bir düşük vergili ülkede değilse). Liechtenstein’da miras ve hediye vergisi de yıllar önce kaldırılmıştır.

Bu, zengin Avrupa ailelerinin Liechtenstein vakıfları aracılığıyla servet aktarımını planlamasında önemli rol oynar.

Uygulama Kolaylığı: Liechtenstein, iş kurma bakımından şaşırtıcı derecede kolay prosedürlere sahiptir. Bir Şirket kurulumu yaklaşık 2 hafta sürer ve asgari sermaye GmbH için CHF 30.000’dır. Önemli bir şart, şirketin yönetim kurulunda veya yönetiminde Liechtenstein ikametli lisanslı bir yönetici bulundurmaktır. Ülkede bir şirket kuran yabancı, genelde yerel bir vekil yönetici atar.

Liechtenstein Ticaret Sicili, sadece yerel yöneticinin ismini kamuya açıklar, ancak asıl hissedarın bilgisini açıklamaz. Bu, mahremiyet arayan yatırımcılar için büyük avantajdır: Şirketin sahibi gizli kalır, sadece yerel “önemli kişi” görünür. Ülke, Avrupa Ekonomik Alanı (EEA) üyesi olduğu için AB’nin tek pazarına erişim avantajına sahiptir, bu da Liechtenstein şirketlerine AB pasaportu gibi muamele görme ayrıcalığı verir.

Fakat Liechtenstein aynı zamanda İsviçre ile gümrük birliğinde ve para birimi olarak İsviçre Frangı kullanıyor – bu nedenle AB gümrük politikasının dışında. Tüm bu karma düzenlemeler, Liechtenstein’a esneklik kazandırır; hem AB fon sektörüne erişip hem İsviçre finans sisteminin güvenini kullanır. Lisanslama açısından, Liechtenstein bankacılık, sigorta, yatırım fonu kurmak için bilhassa caziptir çünkü küçük ama etkili bir düzenleyici otoritesi (FMA) vardır, ve AB’nin finans direktiflerini uyguladığından bu fonlar AB genelinde pazarlanabilir.

Yatırım fonu kurma süreci basitleştirilmiştir, özellikle AB UCITS fonları Liechtenstein’de hızlı onay alabilir. Bu sayede son dönemde kripto para fonları dahi Liechtenstein’de kurulmaya başlamıştır (ülke blockchain düzenlemelerinde öncü bir yasa çıkardı 2019’da).

Bireysel oturum almak Liechtenstein’de oldukça zordur; küçük nüfusunu korumak isteyen ülke, EEA vatandaşlarına yıllık çok sınırlı (yaklaşık 72) oturum kotası uygular, bunlar da kura ile dağıtılır. EEA dışı bir yabancının ise burada yerleşmesi ancak istisnai durumlarda (çok büyük yatırım veya Prens’e özel müracaat ile) mümkün olur.

Bu yüzden Liechtenstein’da vergi avantajlarından genellikle yerleşik olmayan kişiler, şirketler ve vakıflar faydalanır – mukim olmaya gerek kalmadan şirketler kullanılabilir. Liechtenstein’in AB/İsviçre coğrafi yakınlığı, istenildiğinde Zürih gibi finans merkezlerine 1 saat mesafede olmayı sağlar (ülke kendisi de finans merkezidir ama mini ölçekte).

Vergi Avantajları: Liechtenstein’in vergi avantajları holding yapıları ve vakıf/tröst formlarında öne çıkar. Vakfılar (Stiftung), Liechtenstein’in en meşhur araçlarıdır; aileler malvarlığını bir Liechtenstein vakfına devreder, vakıf yönetimi Liechtenstein’da olur, vakıf geliri %0, bir tek yıllık sabit bir ücret (ör. CHF 1.800) ödenir.

Vakıftan lehtarlara ödeme yapılırsa da bu genelde onların ülkelerinde vergilenir, Liechtenstein karışmaz.

Vakfa konulan varlıklardan dolayı veraset vergisi yoktur; bu şekilde nesiller arası servet aktarımı vergi olmadan gerçekleşir.

Establish trust regimleri sayesinde Anglo-sakson trust’lar da benzer muamele görür. Şirketler açısından, Liechtenstein bir mükellef dostu muhasebe sistemi sunar: Kâr hesaplanırken, temettüler gider yazılabilir (katılım muafiyeti), belirli giderler için serbest karşılık ayrılabilir, böylece vergiye esas kazanç düşük tutulabilir. Faiz, royalti ve temettü stopajının hiç olmaması ile, Liechtenstein şirketleri AB içi ve dışı ödemeleri serbestçe yapıp alabilirler – bu, Hollanda-Lüksemburg gibi vergi planlama merkezlerine benzer bir avantaj sunar. Ayrıca Liechtenstein, AB ana-ortaklık direktifine dahil olmasa da AB ülkeleriyle anlaşmaları ve EEA konumu sayesinde temettü-stopaj indirimleri alır.

Katma değer vergisi konusunda ülke İsviçre KDV’sine tabidir (%7,7), bu AB’nin ortalamasından düşüktür. Yatırım fonları Liechtenstein’da kurulursa, bunların gelirleri vergiden muaftır, sadece yıllık binde bir (0,1%) bir fon varlık vergisi öderler ki bu yok hükmündedir. Sigorta şirketleri Liechtenstein’da yine avantajlıdır, AB ülkelerine hizmet verebilirler ve kârlılıklarına rağmen yerelde düşük vergilenirler (çoğu durumda reasürans gelirleri muaf tutulur). Liechtenstein’in antrepo ve serbest bölge uygulaması ile de belirli mallar (özellikle altın, sanat eseri vb.) gümrük vergisi veya KDV olmadan depolanabilir.

Bu, zengin koleksiyoncuların Liechtenstein’ı sanat deposu olarak kullanmasına yol açmıştır. Genel olarak, Liechtenstein küçük ama çok yönlü bir finans ve vergi cennetidir: Şirket kurup vergi avantajı sağlanabilir, vakıf kurup servet korunabilir, banka hesapları gizli tutulabilir.

Finansal Gizlilik ve Uyum: Liechtenstein, 2008’deki LGT Bank skandalına dek son derece kapalı bir finans cennetiydi. O yıl Alman istihbaratı Liechtenstein banka kayıtlarını satın alıp vergi kaçakçılarını yakalayınca ülke ağır baskı gördü. Sonraki yıllarda Liechtenstein OECD standartlarını kabul etti, bilgi değişim anlaşmaları imzaladı ve 2015’te OECD’nin beyaz listesine alındı. Bankacılık gizliliği hâlâ hukuken geçerli (bankalar müşteri bilgisini ifşa edemez) ancak Liechtenstein da CRS otomatik bilgi paylaşımına katılmıştır. Bu sayede AB kara listesine girmekten kurtulmuştur.

2019 Panama Papers etkisiyle AB, Liechtenstein’ı da vergi standartlarına uyan ülkeler listesine dahil etmiştir. FATF raporları Liechtenstein’ın güçlü bir AML çerçevesi olduğunu belirtir, ancak düşük hacimli vakalar olabilmektedir. Liechtenstein otoriteleri özellikle kendi vatandaşları dışındakilere ait hesapları şüpheli işlemde hızlı rapor etmektedir, zira ülke gri listeye düşmemek için çok çaba sarf eder. Gizlilik araçları bakımından Liechtenstein kısmen alan kaybetmiştir:

Örneğin 2019’da AB’nin bastırmasıyla anonim hesap uygulamaları bitmiştir ve adıma yazılı hisse sistemi tam geçilmiştir. Ancak yukarıda belirtildiği gibi yönetici üzerinden şirket sahipliğini gizleme gibi yöntemlerle hala yüksek mahremiyet sağlanır. Uyum konusunda, Liechtenstein Matrah Aşındırma (BEPS) asgari vergi projesini 2024’ten itibaren uygulamaya niyetlidir (12,5%’lik kendi kurumlar vergisini 15% tamamlayıcıyla küresel kural seviyesine getirip farkı tahsil edeceklerini planlıyorlar). Böylece en büyük şirketler belki biraz daha ödeyecek ama ülke global sistemde sorun yaşamayacak.

Liechtenstein, AB üyesi olmadığından AB mahkeme kararlarına tam tabi değil, mesela AB’nin sahibi bilinmeyen şirketleri yasaklama kararlarından etkilenmiyor; bu, Liechtenstein’da hamiline hisse veya bearer warrant gibi gizlilik enstrümanlarını halen ulaşılabilir kılıyor. Son tahlilde Liechtenstein, uyumlu görünerek gizliliği sürdüren bir yol çiziyor. Bu strateji sayesinde yüksek itibarlı bir finans merkezi sayılıyor – zira AAA kredi notunu yıllardır koruyor. Ülke, fiilen vergi cenneti niteliklerini muhafaza ederken, kendini klasik offshore’lardan ayırt etmeye çalışıyor (örneğin hükümet “biz offshore değiliz, AB normlarına uyuyoruz” diye beyanlarda bulunuyor). Gerçekten de Liechtenstein şirketleri kara listede olmadığı için diğer ülkelerde saygın muamele görüyor, bu da cennet avantajlarını gölge düşmeden kullanmayı sağlıyor.

Bireyler ve Şirketler için En Avantajlı Seçenekler

Avrupa’daki vergi cennetlerinin sunduğu avantajlar, hedef kitleye göre değişiklik gösterebilir. Bazı ülkeler şirketler için cazip iken, bazıları bireylerin ikameti açısından daha avantajlıdır. Aşağıda, incelenen ülkelerin şirketler ve bireyler bakımından kıyaslaması verilmiştir:

  • Şirketler için En Avantajlı Ülkeler:
    Düşük kurumlar vergisi, geniş vergi anlaşmaları ve esnek şirket yapılarıyla İrlanda çokuluslu şirketler için öne çıkar (12,5% kurumlar vergisi ve AR-GE teşvikleriyle). Hollanda, yüksek nominal orana rağmen, inovasyon kutusu (%9) ve anlaşma ağı ile holding şirketlerine ideal bir platform sunar. Lüksemburg, finansman ve holding yapıları kurmak isteyen şirketlere, %0’a inebilen efektif vergi ve AB içinde saygın bir imaj avantajını birleştirerek çekicidir. İsviçre, özellikle üretim veya ticari faaliyetlerde bulunup vergi planlamak isteyen şirketler için kanton seçimiyle %12–15 bandında vergiler sunabilir; ayrıca istikrarlı bir hukuk sistemiyle birleşik cazibe sağlar. Man Adası, Jersey, Guernsey gibi yerler, %0 kurumlar vergisi ile safi kârı vergisiz elde tutmak isteyen şirketlere yöneliktir – bu yüzden finans, fintech ve e-ticaret sektöründeki birçok firma bu adalarda kayıtlıdır. Örneğin, birçok küresel kripto para borsası, düzenleme ve vergi avantajlarıyla Jersey veya Isle of Man’de lisans almıştır. Liechtenstein de şirketler için (özellikle fintech, sigorta, fon gibi alanlarda) hem düşük vergi (%12,5) hem de AB pazar erişimi sunarak iki yönlü avantaj sağlar. Malta ve Kıbrıs ise AB üyesi olmaları nedeniyle Avrupa pazarında rahat operasyon isteyen şirketleri çeker; ikisi de etkin olarak %5–10 arası kurumlar vergisi sağlama potansiyeliyle (vergi iadesi veya non-dom statüsü sayesinde) dikkat çeker. Örneğin oyun ve bahis şirketleri lisans ve vergi avantajı için Malta’yı seçer; gemicilik ve forex şirketleri Kıbrıs’a yerleşir. Özellikle dijital hizmet sunan, fikri mülkiyete dayalı geliri olan firmalar, Avrupa’da vergiyi optimize etmek için İrlanda-Hollanda-Lüksemburg üçlüsünden geçmişte yoğun faydalandılar; günümüzde de yeni kurulan teknoloji şirketleri İrlanda’yı Avrupa merkezi yapma eğilimindedir.

  • Öte yandan, fiziki varlığı pek gerektirmeyen e-ticaret veya finansal hizmet işletmeleri Man Adası veya Jersey’de bir ofis kurup, Avrupa müşterilerine vergi yükü olmadan hizmet verebilmektedir (örneğin birçok uluslararası yatırım fonu, kurumsal kiralama şirketi gibi yapı bu adalarda bulunmaktadır).

  • Sonuç olarak, kurumlar için en avantajlı Avrupa cennetleri listesinde ilk sıralara İrlanda, Lüksemburg, Hollanda, İsviçre ve Manş Adaları/Liechtenstein girer denebilir.

  • Bu ülkeler, kurumlar vergisini minimize etme, kazançları stopajsız aktarma ve uluslararası mevcudiyet sağlama açılarından ideal ortamlar sunar.

  • Bireyler için En Avantajlı Ülkeler:
    Kişisel gelir vergisini azaltmak veya servetini korumak isteyen yüksek gelirli bireyler açısından listenin başında elbette Monako gelir – zira hiçbir gelir vergisi ve servet vergisi ödemeden, son derece güvenli ve lüks bir yaşam sürmek mümkündür.

  • Monako’nun tek dezavantajı, vatandaşlık vermemesi ve oturum için ciddi mali koşullar istemesidir; ancak birçok milyoner bu bedeli ödemeye hazırdır.

  • Andorra, daha sakin bir profil çizse de sadece %10 vergiyle, üstelik AB’ye kıyasla çok daha düşük yaşam maliyetiyle öne çıkar; özellikle genç teknoloji girişimcileri ve YouTuber gibi dijital nomadlar son yıllarda Andorra’ya akın etmektedir – zira orada hem vergi düşük hem de emsallerine bir topluluk oluşmuştur.

  • Manş Adaları (Jersey/Guernsey), Britanya ile bağları nedeniyle özellikle İngiliz zenginler için popülerdir: %20 sabit vergi ve vergi tavanı uygulamalarıyla, Londra’da %45+ ödeyen biri için cazip bir göç rotasıdır. Hatta son dönemde bazı kripto zenginleri, varlıklarını sterlin cinsinden tutmak ve İngiltere’ye yakın olmak istediklerinden, bu adalara taşınmayı seçmiştir.

  • Man Adası, benzer şekilde Britanya orijinli işadamlarına hitap eder; orada ayrıca sakin kırsal hayat tercihi de rol oynar (Isle of Man’de düşük suç oranı ve tenha yaşam diğer mikrodevletlere göre belirgin).

  • İsviçre, yüksek gelirli bireyler için belki de Monako’ya rakip tek opsiyondur: Her ne kadar İsviçre’de vergi tamamen sıfır olmasa da, lump-sum tax anlaşması yapan zengin bir kişi gelirine bakılmaksızın sabit vergi ödeyerek fiili vergi oranını %5-10 bandına çekebilir – bu da kayda değerdir. Ayrıca İsviçre’nin büyük şehirlerinde altyapı Monako’dan geniştir, zenginler için uluslararası okullar vb. mevcuttur; bu yüzden rock yıldızları, sporcular gibi profilini Monako yerine Gstaad, Montreux gibi İsviçre beldelerini seçen epeyce kişi vardır.

  • Portekiz ve İtalya gibi ülkeler de son dönemde birey çekmek için özel vergi programları başlattılar (Portekiz NHR rejimiyle 10 yıl boyunca yabancı gelirleri %0 veya %10; İtalya zengin göçmenlere yıllık €100k sabit vergi), ancak bunlar bu rapor kapsamındaki klasik vergi cennetleriyle kıyaslandığında kısmi avantajlardır. Gerçek vergi cenneti sayılan yerlerde (Monako, Andorra, Jersey vb.) vergi düşük olmanın ötesinde, servet/miras vergisi hiç olmaması büyük avantajdır. Bu açıdan Andorra, Liechtenstein, Manş Adaları gibi yerler tam puan alır.

  • Malta ve Kıbrıs da varlıklı bireyler için destinasyon olmuştur: Malta, non-dom statüsüyle yurtdışı gelirlerini vergisiz tutmak ve bir yıllık ikametle AB pasaportuna giden programıyla (yatırım karşılığı vatandaşlık) ilgi çekmişti; Kıbrıs da “golden visa” ve düşük vergi ile özellikle Doğu Avrupa zenginlerini çekti (Rusya, Ukrayna iş çevreleri uzun yıllar Kıbrıs’ı üs olarak kullandı). Ancak Malta/Kıbrıs’ın AB içinde olması, bu kişilere AB’de serbest dolaşım ve istikrar avantajı da verir. Yine de tam anlamıyla vergi cenneti etkisi Monako, Andorra kadar değildir, çünkü Malta/Kıbrıs’ta asgari düzeyde bile olsa vergi ödenir (Monako’da sıfır).

  • Özetle, bireysel vergi minimizasyonu hedefleyen ve Avrupa’da yaşamak isteyen biri için en optimal yer Monako olacaktır; daha sonra Andorra, Jersey/Guernsey, Man Adası, İsviçre gibi opsiyonlar gelir. Liechtenstein bireysel göç almaması nedeniyle listede alt sıralardadır – orada avantaj şirket/vakıf kurup mukim olmadan kullanmaktır.

  • Birey için belki de en pratik olan, kendi durumuna uygun ülkeyi seçmektir: Örneğin AB vatandaşlığınız varsa Monako veya İsviçre kolaydır; Britanyalı iseniz Man Adası veya Jersey mantıklıdır; dijital nomad iseniz Andorra’ya yönelirsiniz; ABD’li iseniz (ABD vatandaşları küresel vergilendirilir) belki Malta NHR sizin için daha yararlı olabilir. Bu kişisel değerlendirmelerle en uygun cennet stratejisi belirlenmelidir.

Aşağıdaki tablo, seçili ülkelerin bireyler ve şirketler bakımından bazı temel vergi parametrelerini kıyaslamaktadır:

ÜlkeKurumlar Vergisi Oranı (Genel)Kişisel Gelir Vergisi (En Yüksek)Sermaye Kazanç VergisiServet / Miras VergisiÇifte Vergi AnlaşmalarıGizlilik Notu (öz.)
İrlanda%12,5 (AR-GE IP gelir %6,25)%40 (+ USC, ~%52 efektif)Evet (stand. gelir vergisi olarak)Servet yok; Miras %33 üzeri70+ ülkeOrta (AB şeffaf)
Lüksemburg~%25 (2025’de ~%23,5)%42 (+%9 sos. kat. ~%45)Tüzel için muafiyetler çok; kişi için spekülatif kazanç vergiye tabiServet yok; Miras 0–48% dereceye göre80+ ülkeYüksek (UBO gizlilik)
Hollanda%25,8 (ilk €200k %19)%49,5 (Box 1)Kişi: Yıllık servet üzerinden Box 3; Şirket: %25,8, inovasyon %9Servet yok (ama Box 3); Miras 10–20%100+ ülkeOrta (UBO kaydı vardı)
İsviçre%14,4 ort. (kantonlara göre 12–21%)%22–40 kantona göre (ort. %33)Kişi: Yok (çoğunlukla); Şirket: İştirak satış muafiyetiServet kantonal binde 1–5; Miras birç. %0 (yabancıya %30)~100 ülkeOrta-Yüksek (CRS var, bank gizl.)
MonakoSadece %25> dış ciro için %25%0 (1869’dan beri)YokServet yok; Miras 0–16%Az (Fr,Lu…)Çok Yüksek (gizlilik ünlü)
Andorra%10 (holding pasif %0–2)%10 (ilk €24k %0)Yok (çoğu durum)Servet, Miras, Hediye yok8 ülke (15+ plan)Yüksek (CRS var, küçük yer)
Jersey%0 (finans %10, util %20)%20 (tek oran)YokServet, Miras yok~10 ülkeYüksek (UBO kısıtlı)
Guernsey%0 (özel sektörler %10–20)%20 (tek oran)YokServet, Miras yok~10 ülkeYüksek (benzer Jersey)
Man Adası%0 (bank. %10)%20 (üst kad.)YokServet, Miras yok~10 ülkeYüksek (UK’ye benzer)
Liechtst.%12,5%22 (maks. kümülatif)Yok (not. servet geliri var)Servet (yıllık ~%0,1–0,5); Miras yok~15 ülkeÇok Yüksek (UBO gizli)
Malta%35 (effektif ~%5 Yab. hiss.)%35 (non-dom y.batı gelir 0)Yok (yurt dışı kazanç muaf)Servet yok; Miras yok (sadece damga)70+ ülkeOrta (AB kuralı)
Kıbrıs%12,5%35 (non-dom yab. pasif 0)Yok (menkul kazanç yok)Servet yok; Miras yok (2000’de kalktı)65+ ülkeOrta (AB kuralı)

Tablo Notları: Yukarıdaki veriler 2024-2025 dönemi içindir ve genelleme amaçlıdır. Anlaşma sayıları yaklaşık verilmiştir. Gizlilik notu, ülkedeki finansal gizlilik uygulamalarının görece değerlendirmesidir (tamamen sübjektif bir skaladır). Örn: Monako ve Liechtenstein “çok yüksek” gizlilikle tanınırken, AB üyeleri bu konuda daha şeffaftır.

Tabloya baktığımızda Monako’nun bireyler için mutlak bir vergi cenneti olduğu açıktır – gelir, servet, kazanç, miras vergilerinin olmayışı eşsizdir.

Andorra ve Manş Adaları da benzer şekilde birçok vergiden muafiyetle bireyleri çekerken, İrlanda gibi yerler aslında halk için değil şirketler için cennettir; nitekim İrlanda yerleşik bireyler gayet yüksek vergi öderken, çok uluslu şirketler düşük vergi ödüyor.

Lüksemburg, Hollanda gibi “fiscalité” ülkeleri de vatandaşı için vergi cenneti sayılmaz ama uluslararası şirketler onlardan faydalanır. İsviçre ise her iki kategoride de (belli koşullarla) avantaj sağlayabilen nadir ülkelerden, bu da onun özel konumunu açıklıyor.

Oturum ve Vatandaşlık Olanakları (Vergi Cennetlerinde Yaşamak)

Bir vergi cennetinden tam manada yararlanmak isteyen bireyler için o ülkeye yerleşmek (ikametgah) kritik adım olabiliyor. Bu bölümde, ele aldığımız ülkelerde oturum veya vatandaşlık edinme yolları ve koşulları özetlenmektedir:

  • Monako: Monako vatandaşlığı son derece istisnaidir (Prens’in takdiriyle yıllar sonra verilebilir), dolayısıyla pratik hedef oturum iznidir. Monako’da Oturum İzni için sağlam bir finansal yeterlilik ispatı gerekir: En yaygın yol, Monako’daki bir bankada en az €500.000 mevduat tutmak ve ülkede mülk satın almak veya yıllık kontratla kiralamaktır. Başvuru sahibi sabıka kaydı temiz bir yetişkin olmalı ve geçimini sağlayacak gelir kaynaklarına sahip olmalıdır. Başvurular genelde 2-3 ay içinde sonuçlanır ve ilk etapta geçici oturum (Carte de Séjour Temporaire) 1 yıllık verilir.

  • Ardından 3 yıllık ve 10 yıllık kartlarla yenilenir. Monako oturumunu korumak için her yıl en az 90 gün ülkede kalmak tavsiye edilir. AB vatandaşları Monako’da kolayca ikamet alabilirken, AB dışı vatandaşlar Fransa üzerinden bir vize süreci de geçirebilir. Oturum aldıktan sonra kişi Monako’da vergi rezidanı sayılmak için genellikle 183 gün orada olmayı seçer (aksi halde eski ülkesinde vergi mükellefi olabilir). Monako oturumuna sahip olmak Schengen bölgesinde serbest dolaşım imkanı verir. Sonuç olarak, Monako’nun “vergi cennetinden faydalanmak” ile eş anlamlı oluşu, bu oturum izninin değerini çok yükseltmiştir – ülkede gayrimenkul fiyatlarının uçuk olmasının bir nedeni de budur (küçük stüdyoların bile yıllık kirası 40-50 bin €’yu bulabilir).

  • Andorra: Andorra Pasif Oturum (Residencia Passiva) ve Aktif Oturum (çalışma izniyle) opsiyonları sunar. Pasif oturum, ülkeye büyük yatırım yapan ve çalışmadan yaşayacak varlıklı kişiler içindir. Şartları: Andorra’da en az €400.000 tutarında yatırım (emlak, yerel fonlar veya devlet tahvili olabilir) ve hükümete €50.000 depozito (iade edilebilir, faizsiz) yatırmaktır. Ayrıca temiz sabıka kaydı, Andorra bankasında en az €40.000 likidite kanıtı ve özel sağlık sigortası gerekir.

  • Bu şartları karşılayan kişi, genelde 3 ay içinde pasif oturum izni alır. Yılda min. 90 gün Andorra’da kalınmalıdır, 183 günü aşarsa vergi mukimi olur. Aktif oturum ise Andorra’da şirket kurup en az %10 hissesine sahip olarak kendini istihdam edenler veya bir Andorra şirketinden iş teklifi alanlar için verilir. Aktif oturumda €15.000 depozito (iade) ve aylık ~€500 sosyal güvenlik primi ödenir. Aktif oturumu seçen bir girişimci eğer aileyi de getirecekse, aile birleşimi için 1 yıl beklemelidir (pasif oturumda aileyi aynı anda getirebilir). Andorra vatandaşlığı ise 20 yıl ikamet sonrası başvuru ile veya 10 yıl Andorra eğitim sistemi okumuş gençlere verilebilir; Andorra çifte vatandaşlığa izin vermez, bu yüzden çok kişi vatandaşlık yerine uzun süreli oturumla yetinir. Andorra oturumuna sahip olanlar İspanya/Fransa’ya vizesiz gidemez (AB üyesi değil), bu bir dezavantajdır; fakat İspanya ve Fransa genelde uzun süreli Schengen vizeleri vererek bu sorunu azaltır.

  • Birleşik Krallık Bağımlılıkları (Jersey, Guernsey, Man Adası): Bu adalar, Britanya vatandaşı olmayanlar için kontrollü göç politikası uygular. Jersey için zengin bireylerin yolu 2(1)(e) High Value Resident statüsüne başvurmaktır. Bu başvuru için genelde yıllık en az £725.000 gelir gösterebilmek ve adada en az £1,75 milyon değerinde konut satın almak gerekir. Kabul edilen HVR, Jersey’de normal 20% vergi oranından yararlanır ve $1.25m üzeri gelirine %1 vergi alır. Bu statüye sahip olunca İngiltere’den bağımsız olarak Jersey’de sınırsız ikamet hakkı doğar. Daha düşük gelirli biri Jersey’e ancak iş teklifi ile “Licensed” denilen izinle gelebilir, o da iş yerinde çalıştığı sürece kalabilir. Guernsey, Open Market adlı konut kategorisiyle oturum verir: Listelenen pahalı evlerden birini alan yabancı, eşi ve çocuklarıyla oturabilir. Ek olarak Guernsey Investor Visa şartları: En az £1 milyon serveti olup bunun £750k’sini Guernsey’de yatırmak (mülk hariç) ve £100k bağış yapmak. Bu vizeyle 5 yıl sonra süresiz oturum alınır. İş kurarak gelmek de mümkündür ama yerel ortak şartı aranabilir. Isle of Man, geçmişte İngiltere’nin Tier-1 (Investor) vizesini paralel uyguladı: £2 milyon yatıran 5 yılda, £5 milyon yatıran 3 yılda, £10 milyon yatıran 2 yılda süresiz oturum alıyordu. 2024 itibarıyla bu program devam etmekte (İngiltere kapatsa da Man Adası kendisi karar veriyor). IoM ayrıca Entrepreneur Visa ile £50.000 sermayesi olup iş kuracaklara 3+2 yıllık izin veriyor. Britanya Kraliyet bağımlılıklarında belli süre oturanlar (5 yıl) sonrasında İngiltere gibi İngiliz vatandaşlığı başvurusunda bulunabilirler, zira bu adalarda ikamet süresi İngiliz vatandaşlığına sayılır (ancak İngiltere’de belirli ikamet gereksinimi de var). Bu adalar göçmen adayını sık elemekte, genelde nüfuslarına her yıl çok az kişi katılmasına izin vermektedir (Jersey yılda ~10 HVR alıyor).

  • İsviçre: İsviçre’ye zengin birinin yerleşmesi iki yoldan mümkün: “Vergi pazarlığı” (Forfait/Lump-sum) veya “yatırımcı vizesi”. Lump-sum vergisi, AB/AEA üyesi olmayan varlıklı bireyler için çoğu kantonda uygulanıyor. Şartı: İsviçre’de hiçbir işte çalışmamak (sadece yatırımlarıyla yaşamak) ve kantonla bir yıllık harcama tutarı üzerinden vergi anlaşmak. Örneğin, Cenevre kantonu asgari vergi tabanı 400.000 CHF harcama varsayıyor ve bunun ~7 katını gelir kabul ediyor (2.5 milyon CHF) ve ona göre ~350k vergi alıyor. Zürih bu sistemi kaldırdı. Vaud, Valais gibi kantonlar asgari vergi ~CHF 150k civarı uyguluyor. Bu programla İsviçre’ye gelen ünlüler oldu (ör. Tina Turner, Phil Collins – kantonlara vergi ödüyorlar, geliri sorgulanmıyor).

  • Diğer yol, AB vatandaşları için İsviçre’de normal oturum (B Permit) alarak çalışmak veya kendi geçimini sağlamak. AB vatandaşları kota dahilinde kolay oturum alabiliyor (mali yeterlik gösterirse çalışmasa da alır). AB dışı için yatırımcı vizesi net mekanizma yok ama fiilen “kantona ekonomik yarar” ilkesinden ilerliyor: Bazı kantonlar belli iş alanlarında fabrika kuran, istihdam yaratan kişilere oturum verebiliyor. Örneğin bir teknoloji girişimcisi 10 kişilik ofis açıp yıllık bütçesiyle başvurabiliyor, kanton onaylarsa göç idaresi B izni veriyor.

  • Vatandaşlık ise İsviçre’de 10 yıl (toplam) oturan (ve son 5 yılı kesintisiz), entegre olmuş (dil vs.) kişiler için 12-24 ay süren zahmetli bir süreçtir; referandumla onay vs. gerektirebilir. Bu nedenle birçok zengin, vatandaş olmasa da süresiz oturum (C Permit) ile kalmayı yeterli görüyor (C izni AB dışılar için 10 yıl, AB’liler için 5 yıl sonra veriliyor). İsviçre oturumuna sahip olmak Schengen vizesi ihtiyacını kaldırdığından, global gezginler için avantaj.

  • Malta ve Kıbrıs: Bu iki AB ülkesi “Göçmen Yatırım Programları” ile ün yaptı. Malta, Vatandaşlık için Yatırım programıyla (MEIN) €750.000 bağış yapan ve 1 yıl ikamet eden kişiye Maltalı vatandaşlık veriyordu; 2022 itibarıyla AB baskısıyla bu program yavaşlatıldı ama açık. Ayrıca Malta Daimi Oturum Programı (MPRP) var: €100.000 civarı bağış + gayrimenkul alımı ile 4 ayda tüm aileye AB’de kalıcı oturum veriyor. Malta ayrıca Global Residence Program ile yıllık min. €15.000 vergi ödemeyi kabul eden yabancıya oturum verir (bu programda vergi %15 sabittir, min bu tutarı ödersiniz, çok kazanırsanız üstü artar).

  • Kıbrıs, 2020’ye dek sunduğu vatandaşlık programını iptal etti. Şu an Kıbrıs Daimi Oturum programı mevcut: €300.000 değerinde mülk alan ve €30.000 yıllık geliri olan ailelere 2 ayda ömür boyu oturum veriliyor. Bu oturumla Schengen’e vizesiz girilemiyor (çünkü Kıbrıs Schengen değil), ama yakında Kıbrıs’ın Schengen’e katılımı olursa bu değişir. Kıbrıs’ta uzun süre (7 yıl) yasal kalan yabancılar vatandaşlık için başvurabiliyor (örneğin Rus işadamlarından alanlar oldu). Bu AB programlarının ortak noktası, vergiden ziyade pasaport/dolaşım avantajı sunmaları; ancak Malta özelinde non-dom rejim ile vergi de optimize edilebilir.

  • Liechtenstein: Liechtenstein ikamet izni AB/AEA vatandaşlarına bile sınırlıdır (her yıl kura ile 28 AB vatandaşı alır). AB dışı vatandaşlar için resmi bir yatırımcı programı yoktur. Çok istisnai durumlarda Prens veya hükümet, ülkeye büyük katkı yapacak (örneğin bir vakıf kurup ciddi bağış yapan) kişilere oturum verebilir; bu nadirdir ve kamuya ilan edilmez. Liechtenstein vatandaşlığı ise pratikte yok gibidir, son 30 yılda birkaç kişi istisnaen almıştır (uzun ikamet veya evlilikle). Bu nedenle, Liechtenstein avantajlarından yararlanmak isteyen yabancılar, orada şirket/vakıf kurup kendileri başka yerde yaşamaya devam etmeyi tercih eder.

  • Diğer Mikrodevletler: San Marino bir vergi cenneti olarak ön plana çıkmasa da (%17 kurumlar vergisi var), küçük bir devlet olduğu için merak edilebilir: San Marino AB vatandaşı olmayanlara en az €500.000 yatırım veya bağış karşılığı 10 yıllık oturum veriyor (2023’te yasa çıktı). Cebelitarık (Britanya denizaşırı toprağı) da benzer vergi cennetimsidir (şirket vergisi %12,5; özel statülü bireyler için max £37k vergi tavanı var). Cebelitarık, AB’den çıktı ama UK bağlantılı, oraya yerleşmek Britanya kurallarına tabi (yani AB vatandaşı olmayan bir Türk oraya İngiltere vizesiyle gidebilir).

Görüldüğü üzere, vergi cenneti ülkeler oturum/vatandaşlık hususunda farklı stratejiler izlemektedir: Kimi (Monako, Andorra) net varlık talep ediyor, kimi (Malta, Kıbrıs) doğrudan yatırım karşılığı pasaport veriyor, kimiyse (Manş Adaları) zengine özel kısıtlı kapılar açıyor. Kendi vergi planlamanız için bu şartları dikkatle değerlendirmeniz gerekir.

Sonuç ve Öneriler

Sonuç olarak, Avrupa’daki vergi cennetleri şirketlere ve bireylere önemli yasal vergi tasarrufu imkanları sunmaktadır. İrlanda, Hollanda, Lüksemburg, İsviçre gibi ülkeler büyük şirketlere kârlarını düşük oranlarla vergileme ve vergi optimizasyonu yapma fırsatı tanırken; Monako, Andorra, Manş Adaları, Isle of Man gibi küçük devlet ve bölgeler zengin bireylere neredeyse vergisiz bir yaşam alanı sağlamaktadır. Hangi ülkenin ideal olduğu, kişinin veya şirketin hedeflerine bağlıdır:

  • Eğer amaç global bir şirketin vergi yükünü azaltmak, kar transferlerini verimli kılmak ise AB içinde Hollanda-Lüksemburg-İrlanda üçgeni halen güçlü opsiyonlardır. AB dışında İsviçre ve Liechtenstein da düşünülmeli, ancak AB ile uyum gerekebileceği unutulmamalıdır.

  • Eğer amaç kişisel gelir vergisinden kaçınmak ve serveti büyütmek ise Monako veya Andorra gibi bir ikamet en dramatik etkiyi yapar. AB vatandaşı iseniz Monako’ya geçmek nispeten kolay; AB vatandaşı değilseniz Malta/Kıbrıs üzerinden AB ikameti alıp sonra Monako’ya yönelmek bir strateji olabilir.

  • Yüksek kazançlı ama hareketli bir mesleğiniz (sporcu, sanatçı, dijital nomad vs.) varsa, Monako yerine Andorra veya İsviçre daha pratik olabilir – Monako çok küçük ve pahalıdır, Andorra sakin ve doğa içindedir, İsviçre geniş imkanlıdır.

  • Britanya merkezliyseniz, Man Adası veya Kanal Adaları evinizden çok da uzaklaşmadan vergi avantajı sunar.

  • ABD vatandaşları, hangi cennete giderse gitsin ABD vergi almaya devam edeceğinden (vatandaşlık bazlı vergileme) durumları özeldir – onlar genelde cennetlere trust kurarak ABD dışında biriktirme yaparlar veya vatandaşlığı bırakıp bir Malta/Kıbrıs pasaportu almayı düşünürler (bu uç bir karardır, uzmanla görüşülmelidir).

Bu raporda sunulan bilgiler ışığında, vergi planlaması yaparken mutlaka uzman bir uluslararası vergi danışmanına başvurmanız önerilir. Ülkeler arasında vergi anlaşmaları, kontrol edilen yabancı şirket (CFC) kuralları gibi karmaşık mevzuat devreye girebilir ve yanlış adım atmanız halinde ciddi yasal sonuçlar doğabilir. Örneğin, Türkiye’de yerleşik bir kişi gelir vergisinden kaçınmak için Monako’ya taşınmayı planlıyorsa, Türkiye’nin dar mükellefiyet ve çifte vergileme düzenlemelerini incelemeli; varlıklarını Türkiye’den çıkarırken oluşabilecek vergilere dikkat etmelidir.

İleriki Adımlar:

  • Profesyonel Danışmanlık Alın: Her ülkenin incelikleri için o ülkeye özgü uzmanlaşmış hukuk/muhasebe ofislerinden danışmanlık alın. Örneğin Channel Adaları’nda bir trust kuracaksanız Carey Olsen veya Bedell Cristin gibi o bölgenin uzman firmalarıyla çalışın. İsviçre’de lump-sum için bir Swiss tax attorney, Andorra için lokal bir gestor bulundurun. Bu raporda anılan birçok avantaj ve program, sık güncellenen yasalara tabi – uzmanlar sizi son değişikliklerden haberdar edecektir.

  • Resmi Kaynakları İnceleyin: Vergi cenneti ülkelerin devlet siteleri ve yatırım ajansları genellikle süreçleri açıklar. Örneğin Monaco Resmi Portalı (Welcome Office), Andorra Göçmenlik, Jersey Locate Jersey sayfaları güncel şartları sunar. Bu kaynaklar karar aşamasında çok faydalıdır.

  • Maliyetleri Hesaplayın: Bir ülkeye taşınmanın veya şirket kurmanın salt vergi değil, operasyonel maliyetleri de vardır. Monako’da yıllık yaşam gideriniz vergi olmamasına rağmen çok yüksek olabilir (kira, hizmetler). İsviçre’de lump-sum ile vergi düşük olsa da sağlık sigortası, yüksek hayat pahalılığı düşünülecek konulardır. Planlama yaparken, vergi tasarrufunuzun bu ek maliyetleri aşıp aşmadığını iyice hesaplayın.

  • Uzun Vadeli Perspektif Edinin: Uluslararası vergi düzenlemeleri değişkenlik gösterebilir. Bugün avantajlı görünen bir ülke yarın baskı altına girebilir (örneğin AB, 2020’de Malta’nın ve Kıbrıs’ın altın pasaportlarını eleştirdi; OECD 2021’de Karayip cennetlerine yükleniyor). Avrupa’da da 2025 sonrası küresel vergi anlaşmaları daha dengeli bir sisteme geçiş yaratabilir. Bu nedenle planınızı esnek tutun: Gerekirse ülke değiştirebilme veya yapınızı revize edebilme opsiyonunuz olsun.

Son bir tavsiye, vergi cennetlerinden yararlanmak hukuken mümkün ve meşru olsa da, bu süreçlerde şeffaf olup gerekli bildirimleri (örneğin ülkenizden ayrılırken çıkış bildirimleri, varlık beyanları) eksiksiz yapmak önemlidir. Aksi halde ileride çifte vergilendirme veya cezai durumlar yaşayabilirsiniz. Unutmayın ki vergi planlaması risk ve fayda dengesidir – güvenilir uzmanlar rehberliğinde ilerlemek en doğru yaklaşımdır.

Kaynaklar: Bu raporda sunulan bilgiler çeşitli güncel kaynaklardan derlenmiştir. Önemli hususlar için doğrudan mevzuat ve uzman görüşleri referans verilmiştir. Daha fazla bilgi ve aksiyon için aşağıdaki kaynaklar yararlı olabilir:

  • OECD Vergi Politikaları Raporları: OECD’nin her yıl yayınladığı Vergi Politikasında Gelişmeler Raporu, küresel ve Avrupa vergi eğilimlerini ortaya koyar.

  • Dünya Bankası – Doing Business Raporları: Şirket kurma, vergi ödeme kolaylığı gibi metriksler için ülkeleri kıyaslar.

  • Büyük Dört Denetim Firması Ülke Rehberleri: PwC, KPMG, Deloitte, EY gibi şirketlerin “Worldwide Tax Summary” veya “Guide” dokümanları ülkelerin vergi oranlarını yıllık günceller. (Örneğin PwC’nin web sitesinde Jersey ve Guernsey için vergi özetleri vardır.)

  • Hükümet Yatırım Ajansları: Örneğin Enterprise Ireland, Luxembourg for Finance, Swiss Investment Promotion gibi kurumlar, kendi ülkelerinin avantajlarını anlatan belgelere sahiptir.

  • Akademik ve Hukuki Yayınlar: Vergi hukuku uzmanlarının yazdığı makaleler (IBFD, SSRN, vb.) spesifik vergi cenneti yapılarının detaylarını verir.

  • Uluslararası Varlık Yönetimi Forumları: Örneğin Step (Society of Trust and Estate Practitioners) yayınları, aile ofisleri ve tröst konularında pratik bilgiler sunar.

Her durumda, stratejinizi oluşturmadan önce durumunuza en uygun yeri belirleyip, o yeri yakından tanımanız gerekecektir. Bu rapor bir başlangıç noktası olarak kapsamlı bir bakış sunmayı hedefledi. Doğru kullanıldığında, vergi cennetleri tamamen yasal yollarla servetinizi korumanızı ve büyütmenizi sağlayabilir.

Bunun için bilinçli hareket etmeli, güncel yasalara hakim olmalı ve gerekirse birden fazla ülke arasında dengeli bir yapı kurmalısınız. Unutmayın: Önemli olan vergi ödememek değil, kanunlara uygun şekilde gereken minimum vergiyi ödemektir.

Bu prensiple hareket ettiğiniz sürece, Avrupa’nın vergi cennetleri sizin için büyük bir fırsat alanı olabilir.

Tarafınıza özel vergi danışmanlığı hizmetlerimiz için bize ulaşabilirsiniz.

info@ozmconsultancy.com

60 views
Avrupa’nın En Avantajlı Vergi Cennetleri: