CPR Kapsamında İthalatçıların Yasal Sorumlulukları
CPR Kapsamında İthalatçıların Yasal Sorumlulukları

CPR Kapsamında İthalatçıların Yasal Sorumlulukları
Giriş: Türkiye'de Yapı Malzemeleri Yönetmeliği (305/2011/AB), Avrupa Birliği’nin CPR (Construction Products Regulation) mevzuatına uyumlu olarak 10 Temmuz 2013 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmış ve yürürlüğe girmiştir.
Bu yönetmelik uyarınca inşaat malzemelerinin Türkiye pazarına arzı belirli teknik kriterlere bağlanmıştır. İmalatçı, ithalatçı ve dağıtıcı gibi iktisadi işletmelerin yükümlülükleri ayrıntılı şekilde tanımlanmıştır. Özellikle Türkiye’ye yurt dışından yapı malzemesi ithal eden firmalar (ithalatçılar), ürünlerin CE işareti taşıması, performans beyanı (DoP) hazırlanması, teknik dosya bulundurulması gibi konularda önemli yasal sorumluluklara sahiptir. Aşağıda, güncel mevzuat ve uygulamalara göre ithalatçıların başlıca yükümlülükleri resmi kaynaklar ışığında açıklanmaktadır.
CE İşareti Gerekliliği ve İthalat
CE işareti, CPR kapsamında yapı malzemelerinin yasal olarak piyasaya arz edilebilmesi için temel bir şarttır. Türkiye, AB teknik mevzuatına uyum çerçevesinde CE işaretini zorunlu tutmaktadır; CE işareti olmadan yapı malzemelerinin Türkiye iç pazarında dolaşımı mümkün değildir.
Yapı Malzemeleri Yönetmeliği’ne göre, uyumlaştırılmış bir standarda tabi olan veya Avrupa Teknik Değerlendirmesi bulunan her yapı malzemesi piyasaya arz edilirken CE işareti taşımalıdır. İmalatçı, ürünün ilgili temel gerekleri karşıladığını ve performansının beyan edilen değerlere uygun olduğunu CE işaretini iliştirerek beyan eder.
CE işareti ürünün üzerine, etiketine veya mümkün değilse ambalajına görünür, okunaklı ve silinmez şekilde konulmalıdır. Ayrıca CE işaretiyle birlikte, gerekiyorsa onaylanmış kuruluş kimlik numarası gibi ek bilgiler de yer alır.
İthalatçılar, CE işareti taşıması gereken bir yapı malzemesini ithal etmeden önce şu hususları sağlamak zorundadır: Ürünün CE işaretlemesi gerektiren tüm uygunluk değerlendirme süreçlerinden geçtiğini ve yönetmelik hükümlerine uygun olduğunu doğrulamalıdır. Özellikle, imalatçının ilgili performans değişmezliği değerlendirmesi ve doğrulamasını (AVCP süreçlerini) tamamlayıp tamamlamadığını kontrol etmelidir.
CE işareti ve gerekli belgeler (ör. performans beyanı) ürüne eşlik etmiyorsa veya ürün yönetmelik gereklerini karşılamıyorsa ithalatçı, eksiklikler giderilene dek ürünü piyasaya arz edemez. İthalatçı, CE işareti eksik ya da uygunsuz bir ürünü asla piyasaya süremez; böyle bir durum tespit ederse ürünün girişini durdurarak imalatçıyı bilgilendirmeli ve düzeltici tedbir alınmasını sağlamalıdır.
Türkiye’de gümrük aşamasında da CE işaretine ilişkin denetimler bulunmaktadır. Ticaret Bakanlığı, her yıl yayımladığı Ürün Güvenliği ve Denetimi Tebliğleri ile CE işareti taşıması gereken bazı ürünleri ithalatta denetime tabi tutar. TAREKS sistemi üzerinden yürütülen bu denetimlerde, ürünlerin CE belgeleri ve işaretleri kontrol edilmekte, gerekirse TSE gibi kuruluşlar tarafından belge ve fiziksel muayene ile testler yapılmaktadır. Örneğin, CE İşareti Taşıması Gereken Bazı Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği kapsamındaki yapı malzemeleri, risk analizine göre TSE’ye yönlendirilerek teknik belge kontrolü veya laboratuvar testine tabi olabilir.
Bu uygulama, CE işaretinin ve ürün güvenliğinin ithalat aşamasında da teyit edilmesini amaçlamaktadır. Sonuç olarak, ithalatçı firmalar ürünlerini ithal etmeden önce CE uyumunu ve evraklarını eksiksiz hazırlamalı, TAREKS üzerinden yapılacak denetimlere hazır olmalıdır.
Yetkili Temsilci Atama Zorunluluğu
Yetkili temsilci, üretici tarafından belirli yasal görevleri yerine getirmesi için atanan, Türkiye’de yerleşik gerçek veya tüzel kişidir. Yapı Malzemeleri Yönetmeliği’ne göre, imalatçı firma isterse yazılı bir sözleşme ile Türkiye’de bir yetkili temsilci atayabilir; ancak bu temsilci atamak zorunlu değildir, imalatçının inisiyatifine bağlıdır.
Mevzuat, “imalatçı bir yetkili temsilci atayabilir” diyerek bu hususun ihtiyari olduğunu açıkça belirtmiştir. Dolayısıyla, CPR kapsamında bir yapı malzemesinin yabancı imalatçısı, Türkiye’de kendisini temsil edecek birini atamamışsa, doğrudan ithalatçı firma ürünün piyasaya uygunluğundan sorumlu olmaktadır. Nitekim Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın bilgilendirmesine göre, üretici veya onun yetkili temsilcisi AB/Türkiye içinde değilse bu sorumluluğu ithalatçı üstlenir. İthalatçı, üreticinin yükümlülüklerini fiilen devralarak ürünün CE işaretli ve mevzuata uygun biçimde piyasaya sunulmasını temin etmek zorundadır.
Yetkili temsilci atanması durumunda, temsilcinin görev ve sorumlulukları bir “yetki belgesi” ile yazılı olarak tanımlanır. Yönetmelik, bu belgede asgari olarak bulunması gereken görevleri şöyle sıralamıştır:
Teknik dosya ve performans beyanını muhafaza etmek: Yetkili temsilci, imalatçının hazırladığı teknik dosya ve performans beyanı kopyalarını, ürünün piyasaya arz edildiği tarihten itibaren en az 10 yıl boyunca saklamak ve istenildiğinde Bakanlığa sunmakla yükümlüdür. (Yönetmelik m.13(2) gereği imalatçının da aynı süreyle bu belgeleri koruması şarttır.)
Bilgi ve belgelerin otoritelere iletilmesi: Yetkili temsilci, Bakanlığın veya AB üyesi ülkelerin yetkili otoritelerinin gerekçeli talebi halinde, ürünün beyan edilen performansa veya diğer CPR gereklerine uygun olduğunu gösteren tüm bilgi ve belgeleri iletmekle yükümlüdür. Bu, teknik dosya, test raporları, sertifikalar ve benzeri belgelerin sunulmasını içerir.
Düzeltici faaliyetlerde işbirliği: Yetkili temsilci, yetki kapsamındaki ürünlerin risk oluşturması veya uygunsuzluk tespiti halinde, Bakanlık ile işbirliği içinde düzeltici önlemler alınmasına yardımcı olur. Örneğin, güvensiz bir ürünün piyasadan toplatılması veya performans beyanının düzeltilmesi gibi işlemlerde Bakanlıkça talep edilen faaliyetleri yerine getirir.
Önemle vurgulanmalıdır ki teknik dosyanın hazırlanması doğrudan imalatçının sorumluluğundadır ve bu görev yetkili temsilciye devredilemez. Yani temsilci, mevcut dosyayı saklayıp sunabilir ancak dosyanın içeriğini oluşturma yükümlülüğü üreticidedir. Benzer şekilde, CE işaretinin ürüne iliştirilmesi de esasen üreticinin görevidir; yönetmelik, CE işaretinin üretici veya onun Birlik/Türkiye içindeki yetkili temsilcisi tarafından ürüne konulacağını belirtmektedir. Bu nedenle, eğer imalatçı Türkiye’de bir temsilci atamışsa, ithalatçı firma temsilciyle koordineli çalışarak gerekli belge ve işlemlerin yapıldığından emin olmalıdır. Şayet temsilci atanmamışsa, ithalatçı tüm bu yükümlülükleri doğrudan üstlenmiş kabul edilir.
Teknik Dosya (Teknik Dokümantasyon) Yükümlülüğü
Teknik dosya, yapı malzemesinin ilgili tüm teknik özelliklerini ve uygunluk değerlendirme sürecine dair kanıtları içeren kapsamlı dokümantasyondur. CPR kapsamında imalatçı, ürünün performans beyanına temel teşkil eden teknik dosyayı hazırlamak ve güncel tutmakla yükümlüdür. Teknik dosya genellikle şunları içerir: ürüne ait çizimler ve teknik çizimler, hammaddelerin ve bileşimin açıklaması, uygulanan uyumlaştırılmış standartlar veya Avrupa Teknik Değerlendirmesi, ürünün temel özelliklerine ilişkin test raporları ve hesaplamalar, fabrika üretim kontrolü (FPC) ile ilgili belgeler, uygunluk sertifikaları, performansın sürekliliğini gösteren kayıtlar vb. İmalatçı, ürünün AVCP (Assessment and Verification of Constancy of Performance) sistemi gereklerine uygun olarak tüm bu unsurları dosyada toplamalıdır.
İthalatçı firmaların teknik dosya ile ilgili sorumlulukları da son derece kritiktir. İthalatçı, ürünü piyasaya arz etmeden önce imalatçının teknik dosyayı eksiksiz hazırlamış olduğunu ve dosyanın yönetmelik gereklerini karşıladığını doğrulamalıdır. Mevzuat açıkça, ithalatçının teknik dosyanın ve performans beyanının imalatçı tarafından düzenlenmesini sağlamak zorunda olduğunu belirtir. Bu, pratikte ithalatçının üreticiden tüm teknik belge setini talep etmesi ve incelemesi anlamına gelir. Eğer teknik dosya yoksa veya yetersizse, ithalatçı ürünün piyasaya sürülmesine müsaade etmemeli ve durumu üreticiye bildirerek dosyanın tamamlanmasını sağlamalıdır.
Yönetmelik, teknik dosyanın muhafaza süresi konusunda da hem üreticiye hem yetkili temsilciye hem de ithalatçıya görev yüklemektedir. Ürün piyasaya çıktıktan sonra en az 10 yıl boyunca teknik dosya ve performans beyanı saklanmalıdır. İthalatçı, bu belgelerin bir suretini temin ederek 10 yıl süreyle arşivlemek ve yetkili otoritelerin talebi halinde ibraz etmek zorundadır. Örneğin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı müfettişleri bir denetimde ithalatçıdan belirli bir ürünün teknik dosyasını talep edebilir; ithalatçı buna hazırlıklı olmalı, dosyayı Türkçe olarak veya anlaşılabilir bir dille sunabilmelidir. Bu yükümlülük, ürünün son partisinin piyasaya sunulmasından itibaren 10 yıl olarak anlaşılmalıdır. Ayrıca AB’ye de ürün satan firmalar için, diğer AB ülkelerinin otoriteleri de bu sürede belge talep edebilir; Türk ithalatçısı bu durumda ilgili ülkenin dilinde de bilgi sağlamalıdır.
Teknik dosyanın önemi, olası bir uygunsuzluk veya kaza durumunda ürünün güvenliği ve performansı hakkında kanıt sunabilmesidir. İthalatçı, teknik dosyayı inceleyerek ürünün temel gerekleri karşıladığına emin olur; örneğin yapı malzemesinin mekanik dayanım, yangına tepki, zararlı madde salımı gibi kriterlerde beyan edilen değerlerinin testlerle doğrulandığını dosyadan teyit edebilir. Dosyada eksik veya yanıltıcı bilgi bulunması, hem ürünün piyasaya arzının engellenmesine hem de 7223 sayılı Ürün Güvenliği ve Teknik Düzenlemeler Kanunu uyarınca idari yaptırımlara yol açabilir. Bu nedenle ithalatçılar, üreticiden aldıkları teknik dokümanları yalnızca arşivlemekle kalmamalı, içeriğini teknik yeterlik çerçevesinde değerlendirmelidir.
Performans Beyanı (DoP) Zorunluluğu
Performans Beyanı (Declaration of Performance, DoP), yapı malzemesinin temel özelliklerinin performansını beyan eden ve CE işaretlemesinin temelini oluşturan belgedir. CPR kapsamında imalatçı, her bir ürün tipi için Yönetmelik Ek ZA’da tanımlanan formatta bir performans beyanı düzenlemek zorundadır. Bu beyanda, ürünün uyumlaştırılmış teknik şartnamesinde tanımlı temel karakteristiklerinin ilgili seviyeleri, sınıfları veya uygunluk durumları beyan edilir.
Örneğin, bir çimento ürünü için basınç dayanımı sınıfı, priz süresi, klorür içeriği gibi özellikler performans beyanında listelenir ve ilgili standarda göre elde edilen değerleri belirtilir.
Performans beyanı, üreticinin ürününün performansından yasal olarak sorumlu olduğunu beyan ettiği bir taahhüt niteliğindedir. İmalatçı, beyan ettiği performansın doğruluğunu ve güvenilirliğini üstlenir. Bu belge sayesinde, ürünün kullanıcıları (müteahhitler, mühendisler vb.) o malzemenin temel performans değerlerini net bir şekilde anlar ve kullanacakları yapıda gerekli uygunluğu değerlendirir.
İthalatçıların performans beyanı konusundaki yükümlülükleri şunlardır:
DoP’nin varlığını ve uygunluğunu sağlamak: İthalatçı, yapı malzemesini piyasaya sürmeden önce her bir ürün tipine ait bir performans beyanı düzenlenmiş olduğunu kontrol etmelidir.
Yönetmelik Madde 15(2), ithalatçının performans beyanının imalatçı tarafından 6. ve 8. maddelere uygun şekilde hazırlanmasını sağlamak zorunda olduğunu açıkça vurgular. Yani ürünün beraberinde geçerli bir DoP yoksa, ithalatçı o malzemeyi piyasaya arz edemez. Gerekirse imalatçıdan eksik beyanı talep etmeli veya beyanın doğruluğunu teyit etmelidir.
Türkçe dil zorunluluğu: Performans beyanının Türkçe olarak temin edilmesi kritik bir noktadır. Her ne kadar yönetmelik metninde doğrudan “Türkçe olacak” ifadesi geçmese de, Ürün Güvenliği Kanunu ve genel uygulamalar gereği, Türkiye’de piyasaya sunulan ürünlerin beraberindeki zorunlu belgelerin (kullanım kılavuzu, güvenlik bilgileri gibi) Türkçe olması gerekir.
Nitekim imalatçıya ait yükümlülüklerde de ürünle birlikte Türkçe güvenlik ve kullanım talimatı verilmesi şart koşulmuştur. Bu bağlamda, performans beyanının da Türkçe veya son kullanıcı tarafından anlaşılır bir dilde olması beklenir. İthalatçı, üreticiden gelen DoP’yi Türkçe dilinde sağlamalı veya yetkili çevirisini yaptırarak müşterilere sunmalıdır. Özellikle son kullanıcıya veya uygulayıcı firmaya performans beyanının ulaştırılması gerekiyorsa, dil engeli olmamalıdır.
Performans beyanının dağıtımı veya erişilebilirliği: CPR’a göre imalatçı, performans beyanını ürünle birlikte basılı olarak verebileceği gibi elektronik ortamda da sunabilir (örneğin bir web sitesinden erişim sağlama) – AB’de bu konuda düzenlemeler yapılmıştır. Türkiye uygulamasında da performans beyanının kullanıcı talebine bağlı olarak fiziksel veya elektronik olarak temin edilmesi söz konusudur. İthalatçı, getirdiği ürünlerin performans beyanlarını ya ürün sevkiyatına eklemeli ya da kolayca erişilebilecek bir platformda sunmalıdır. Örneğin, bazı üreticiler ürün ambalajı üzerine bir QR kod koyarak DoP’nin dijital kopyasına erişim sağlamaktadır. Burada önemli olan, denetim durumunda veya müşterinin talebi halinde ithalatçının doğru beyanı derhal sunabilmesidir.
Performans beyanının saklanması: İthalatçı, her ürünün performans beyanı suretini teknik dosyayla birlikte 10 yıl saklamalı ve Bakanlık talep ettiğinde ibraz etmelidir. Bu süre zarfında ürünün performansında veya standardında değişiklikler olursa, güncellenmiş beyanları da temin etmek gerekebilir. İthalatçı, arşivinde beyanların tarih ve revizyon bilgilerini takip ederek güncelliğini yitirmemiş belgeler bulundurmalıdır.
Özetle, performans beyanı, CE işaretinin ayrılmaz bir parçasıdır ve ithalatçı, bu belgenin hazırlanması, doğru dili içermesi, ürünle ilişkilendirilmesi ve muhafazasından sorumludur. Performans beyanı olmadan CE işareti tek başına geçerli sayılmaz; bu nedenle ithalatçılar her ürün için beyanın mevcut olduğunu doğrulamalıdır. Aksi halde, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın piyasa denetimlerinde ürün uygunsuz bulunabilir ve firmaya idari yaptırımlar uygulanabilir.
İthalatçıların Diğer Yükümlülükleri ve Dikkat Edilecek Hususlar
Yukarıda vurgulanan temel konuların yanı sıra, ithalatçı firmaların CPR kapsamında uyması gereken çeşitli ek yükümlülükler bulunmaktadır. Türkiye’de yürürlükteki mevzuata göre ithalatçıların dikkat etmesi gereken diğer hususlar şu şekilde özetlenebilir:
Ürün Üzerinde İthalatçı Bilgileri: İthalatçı, piyasaya arz ettiği yapı malzemesi üzerinde kendi isim, unvan veya marka ve iletişim bilgilerini belirtmek zorundadır. Bu bilgiler, tercihen ürünün üzerinde veya mümkün değilse ambalajında ya da ek belgelerde yer almalıdır. Ayrıca ürünle irtibat kurulabilecek tek bir adres belirtilmelidir. Bu gereklilik, piyasadaki ürünlerin izlenebilirliğini sağlamak içindir. Bir yapı malzemesiyle ilgili sorun çıktığında, tüketiciler veya denetçiler ürünü kimin ithal ettiğini bu bilgiden hemen anlayabilmelidir.
Türkçe Kullanım Kılavuzu ve Güvenlik Bilgileri: İthalatçı, ürüne ait kullanım talimatlarının ve güvenlik bilgilerinin Türkçe dilinde olmasını temin etmekle yükümlüdür. Özellikle ürünün doğru uygulanması, depolanması veya herhangi bir tehlike durumunda alınacak önlemlerle ilgili bilgiler Türkçe olarak sunulmalıdır. Bu, hem son kullanıcı güvenliği hem de yasal mevzuat gereğidir. Örneğin, bir yalıtım malzemesi ithalatçısı, ürünün uygulama talimatlarını ve varsa malzeme güvenlik bilgi formunu Türkçe sağlamak durumundadır.
Depolama ve Nakliye Koşulları: İthalatçı, kendi sorumluluğu altındaki depolama ve taşıma süreçlerinde ürünün performansında bir bozulma veya mevzuata aykırı durum oluşmaması için gerekli tedbirleri almalıdır. Uygun olmayan koşullar (nem, sıcaklık, darbe vb.) malzemenin beyan edilen performansını düşürebilir. Bu nedenle ithalatçı, ürünleri gümrükten çekip satıcıya ulaştırana kadar veya kendi depolarında saklarken, üreticinin öngördüğü şartlara riayet etmelidir. Aksi halde, ürün kullanıcıya ulaştığında beyan edilen performansı karşılamayabilir.
Piyasadaki Ürünün İzlenmesi ve Şikâyet Yönetimi: İthalatçılar, piyasaya sürdükleri yapı malzemelerinin uygunluğunu devamlı gözlemlemek zorundadır. Yönetmelik, ithalatçının piyasada bulunan ürünlerden numune testleri yapmasını, gerekli gördüğünde yapmasını veya yaptırmasını; müşteri şikâyetlerini inceleyip kayıt altına almasını ve dağıtıcıları bu konuda bilgilendirmesini öngörmektedir. Bu proaktif yaklaşım, olası bir uygunsuzluğu erken tespit ederek yaygınlaşmasını önlemek içindir. Örneğin, ithal edilen bir partide kalite sorunu fark edilirse, ithalatçı diğer stokları test etmeli, gerekirse satışını durdurmalı ve durumu dağıtıcı ve üreticiye iletmelidir.
Uygunsuzluk Halinde Düzeltici Önlemler: Hem CPR hem de Türkiye’nin 7223 sayılı Kanunu uyarınca, eğer ithalatçı ürünün beyan edilen performansa veya diğer yasal gereklerine uygun olmadığını tespit ederse, derhal düzeltici işlem başlatmalıdır. Bu kapsamda, ürünün uygun hale getirilmesi, gerekirse piyasadan toplatılması veya geri çekilmesi için tüm tedbirlerin alınması gerekir. İthalatçı, üründe bir güvenlik riski veya ciddi uyumsuzluk varsa, durumu hem üreticiye hem de T.C. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na derhal bildirmelidir. Örneğin, ithal edilen bir yapı kimyasalının, beyan edilenden daha düşük yangın direnç sınıfına sahip olduğu ortaya çıkarsa, ithalatçı satışları durdurup ürünleri geri çağırmalı ve Bakanlığa bilgi vermelidir. Bu sayede piyasada güvensiz veya standart altı malzeme kalmaz.
Yetkili Otoritelerle İşbirliği: İthalatçı, Bakanlık (Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı) veya gerekirse AB üyesi ülkelerin piyasa denetim otoritelerinin her türlü bilgi/belge talebine işbirliği içinde cevap vermelidir. Bakanlığın gerekçeli talebi durumunda, ithalatçı elindeki tüm teknik bilgileri Türkçe olarak sunmak ve ürünün risklerini gidermek üzere yetkililerle birlikte çalışmak zorundadır. Bu, bir denetim veya soruşturma sırasında ithalatçının aktif destek sağlaması anlamına gelir. Örneğin, Bakanlık bir ürünün belirli bir standarda uyup uymadığını soruşturuyorsa, ithalatçı teknik dosyadan ilgili test raporlarını çıkarıp iletmeli, ihtiyaç halinde yeni testler organize etmelidir.
Piyasa Gözetimi ve Denetimi (PGD): Türkiye’de yapı malzemelerinin piyasa gözetimi ve denetimi resmî olarak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülmektedir. Bakanlık ve il müdürlükleri, piyasada satılan veya şantiyede kullanılan malzemelerden numuneler alarak denetimler yapar. İthalatçı firmalar, PGD kapsamında yapılan denetimlerde Bakanlık yetkilileriyle işbirliği yapmalı, talep edilen bilgi ve belgeleri sunmalıdır. Denetimlerde uygunsuz bulunan ürünler için 4703 sayılı Kanun (2021 itibariyle yerine geçen 7223 sayılı Kanun) gereğince ürünün toplatılması, imha edilmesi, idari para cezası uygulanması gibi yaptırımlar söz konusu olabilir. İthalatçı, böyle bir durumda kendi yükümlülüklerini ihmal etmediğini göstermek açısından, tüm süreç belgelerini düzenli tutmalı ve denetime hazır bulundurmalıdır.
TSE ve Uygunluk Değerlendirmesi: TSE (Türk Standardları Enstitüsü), yapı malzemeleri alanında hem uygunluk değerlendirme (CE belgelendirmesi için onaylanmış kuruluş olarak) hem de ithalat denetimlerinde Bakanlığa destek veren bir kurumdur. İthalatçı, eğer ürünün CE belgelendirmesi TSE gibi bir onaylanmış kuruluş tarafından yapılmışsa, ürüne ilişkin TSE sertifikalarını dosyasında bulundurmalıdır. Ayrıca ithalat aşamasında TSE tarafından gerçekleştirilen muayene/test süreçlerine tabidir. Dolayısıyla, TSE’nin yayımladığı standartlara ve test raporlarına da vakıf olmak ithalatçı için faydalı olacaktır. Unutulmamalıdır ki, bazı yapı malzemeleri (örneğin yapı çeliği, çimento gibi) milli standartlarla da regüle edilir; bu durumlarda “G” işareti devreye girebilir. G işareti, CE kapsamı dışında kalan ulusal standartlı ürünler içindir ve hazır beton, inşaat demiri gibi ürünler bu kapsamdadır. İthalatçı, eğer getirdiği ürün CE mevzuatı dışında kalıyorsa (yani CPR’da uyumlaştırılmış standart yoksa) ilgili ulusal mevzuatın (Yapı Malzemelerinin Tabi Olacağı Kriterler Hakkında Yönetmelik) gerektirdiği şekilde TSE’den uygunluk onayı (G belgesi vb.) almalıdır. Ancak çoğunlukla ithal edilen yapı malzemeleri CPR kapsamındadır ve CE işaretli olmalıdır.
Sonuç: Türkiye’ye yapı malzemesi ithal eden firmalar, CPR (Yapı Malzemeleri Yönetmeliği) kapsamında imar güvenliği ve piyasa düzenine dair pek çok yükümlülüğü yerine getirmek zorundadır. CE işaretinin düzgün uygulanması, performans beyanı ve teknik dosyanın temini, 10 yıl saklanması, ürünün izlenebilirliği ve güvenliği konularında hem üreticiyle yakın işbirliği hem de ulusal otoritelerle uyum içinde hareket etmek gerekir. Ticaret Bakanlığı’nın ithalat denetimleri ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın piyasa denetimleri, bu kuralların uygulanmasını sağlamaktadır. Resmi kaynaklar da göstermektedir ki, üretici veya yetkili temsilcisi yurtiçinde değilse ithalatçı nihai sorumlu olarak kabul edilmekte ve CE uygunluğunu garanti etmekle yükümlü olmaktadır. Tüm bu yasal sorumluluklara riayet edilmesi, hem yapı güvenliği hem de firmaların idari yaptırımlarla karşılaşmaması açısından elzemdir. İthalatçı firmalar, güncel mevzuatı yakından takip etmeli, gerekli hallerde TSE ve bakanlıklarca yayımlanan rehber dokümanlardan faydalanmalı ve kendi iç prosedürlerini bu yükümlülüklere göre düzenlemelidir. Bu sayede, güvenli, standartlara uygun ve belgeleri tam yapı malzemeleri Türk pazarına sunulabilir ve yapı sektöründe kalite sürdürülebilir hale gelir.
Detaylı bilgi ve danışmanlık hizmetlerimiz için
info@ozmconsultancy.com






