İstanbul Finans Merkezi (İFM) – Vergi Avantajları ve Teşvikler
İstanbul Finans Merkezi (İFM) – Vergi Avantajları ve Teşvikler

İstanbul Finans Merkezi (İFM) – Vergi Avantajları ve Teşvikler
Giriş
İstanbul Finans Merkezi (İFM), İstanbul’da kurulmuş ve kentin uluslararası önde gelen bir finans merkezi haline gelmesini hedefleyen kapsamlı bir finans ekosistemidir.
Bu raporda, İFM kapsamında Türkiye mevzuatına göre sunulan vergi avantajları hem teknik vergi mevzuatı açısından hem de yatırımcılara sağlanan teşvikler bakımından detaylı olarak incelenmektedir.
Ele alınan teşvik başlıkları arasında; kurumlar vergisi istisna ve indirimleri, katma değer vergisi (KDV) muafiyetleri, damga vergisi ve harç istisnaları, gelir vergisi stopaj teşvikleri ile çalışanlara ve şirket yöneticilerine yönelik vergi avantajları bulunmaktadır.
Ayrıca, finansal faaliyetlerin İFM’de konsolidasyonu ve İstanbul’un bölgesel bir finans merkezi olmasının sağladığı faydalar ile katılım (faizsiz) finans kuruluşlarına ve uluslararası finans kurumlarına tanınan özel teşvikler de değerlendirilmiştir.
İlgili mevzuata (7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu, 4749 sayılı Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararları vb.) atıf yapılarak hazırlanan bu rapor, aynı zamanda küresel şirketlerin neden İstanbul Finans Merkezi’ni tercih etmeleri gerektiğine dair bilgileri de içermektedir.
Kurumlar Vergisi İstisnaları ve İndirimleri
İFM katılımcı belgesine sahip finansal kuruluşlar, kurumlar vergisinde önemli indirimlerden yararlanmaktadır.
Finansal hizmet ihracatı niteliğindeki faaliyetlerden elde edilen kazançların %75’i, kurumlar vergisi matrahının tespitinde kurum kazancından indirilmektedir (2022–2031 yılları arasındaki hesap dönemleri için bu indirim oranı %100 olarak uygulanacaktır).
Bunun yanı sıra, İFM bölgesinde faaliyette bulunan şirketlerin yurt dışından aldıkları malları Türkiye’ye getirmeden yurt dışında satmaları veya yurt dışındaki alım-satım işlemlerine aracılık etmeleri halinde elde ettikleri kazancın %50’si kurumlar vergisi matrahından indirim konusu yapılabilmektedir.
Bu “transit ticaret” kazançlarındaki indirimden faydalanmak için söz konusu kazancın aynı yıl Türkiye’ye transfer edilmesi ve aracılık yapılan işlemlerde alıcı ile satıcının Türkiye’de yerleşik olmaması şartı getirilmiştir.
İlgili Kanun, Cumhurbaşkanına bu %50’lik indirim oranını gerekli gördüğünde sıfıra kadar indirme veya bir katına kadar artırma yetkisi de tanımıştır. Özetle, kurumlar vergisine yönelik bu istisna ve indirimler, İFM’de faaliyet gösteren şirketlerin vergi yükünü ciddi ölçüde azaltarak İstanbul’u finansal kuruluşlar için cazip hale getirmeyi amaçlamaktadır.
Katma Değer Vergisi (KDV) Muafiyetleri
Finansal hizmet ihracatı kapsamındaki işlemler, katma değer vergisi açısından da avantajlı bir konumdadır. Türkiye’de, yurt dışındaki müşterilere sunulup yurtdışında faydalanılan hizmetler “hizmet ihracatı” olarak değerlendirildiğinden, bu kapsamdaki işlemler KDV’den istisna tutulmakta veya %0 (sıfır) oranında KDV’ye tabi olmaktadır.
Nitekim finansal hizmetlerin çoğu, Türkiye’de KDV yerine Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi’ne (BSMV) tabi olduğundan, İFM Kanunu ile getirilen BSMV muafiyeti bu işlemlerin hiçbir dolaylı vergi yükü taşımamasını sağlamaktadır.
Örneğin, İFM’de finansal hizmet ihracı niteliğinde yapılan işlemler sonucunda finansal kuruluşların lehine alınan paralar BSMV’den istisna edilmiştir; bu işlemler, zaten KDV’den muaf oldukları için, İFM bünyesinde ne KDV ne de BSMV yönünden vergi yükü oluşmamaktadır.
Damga Vergisi ve Harç İstisnaları
İFM kapsamında yapılan işlemler için kapsamlı damga vergisi ve harç (resim) istisnaları öngörülmüştür. Finansal hizmet ihracatı niteliğindeki faaliyetlere ilişkin işlemler her türlü harçtan muaf tutulmuş, bu işlemlerle ilgili düzenlenen kağıtlar (belgeler) da damga vergisinden istisna edilmiştir.
Bu muafiyet, örneğin İFM bünyesinde yapılan finansal işlemlerin resmi evraklarında ve kayıtlarında hiçbir harç veya damga vergisi ödenmeyeceği anlamına gelmektedir.
Benzer şekilde, İFM’deki gayrimenkullerin kiralanmasına dair işlemler de her türlü harçtan muaf olup bu işlemlere ilişkin kağıtlar damga vergisinden istisna edilmiştir. İlaveten, katılımcı belgesine sahip finansal kuruluşların İFM’de bulunan merkez ve şubelerinden 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken yıllık finansal faaliyet harçları da Kanunun yürürlük tarihi olan 28.06.2022’den itibaren 5 yıl süreyle alınmayacaktır. (Kanunun yayımı öncesinde tahakkuk etmiş harçlar terkin edilmez, ödenmiş olanlar iade edilmez.)
Bu düzenlemeler, İFM içinde yapılan işlemlerin üzerindeki damga vergisi ve harç maliyetlerini sıfırlayarak, şirketlere önemli bir maliyet avantajı sağlamaktadır.
Gelir Vergisi Stopaj Teşvikleri
İFM’de çalışacak nitelikli yabancı personel ve uzmanlar için gelir vergisi stopaj teşvikleri sağlanmıştır. İFM’de faaliyet gösteren finansal kuruluşların, yurtdışında deneyim kazanmış belirli personeline ödedikleri ücretlerin büyük kısmı gelir vergisinden muaftır.
Özellikle en az 5 yıllık yurt dışı mesleki tecrübeye sahip personelin aylık ücretinin net tutarının %60’ı gelir vergisinden istisna edilirken, en az 10 yıllık yurt dışı tecrübeye sahip personelde istisna oranı %80 olarak uygulanmaktadır. Bu gelir vergisi muafiyeti, ilgili personelin İFM’de çalışmaya başlamadan önceki son üç takvim yılında Türkiye’de çalışmamış olması şartıyla uygulanmaktadır.
Söz konusu düzenleme, işverenler açısından personel ücretlerinden kesilen vergi (stopaj) miktarını önemli ölçüde azaltmakta; diğer bir deyişle, işverenlerin toplam maaş maliyetini düşürerek yurt dışından deneyimli personel istihdam etmeyi teşvik etmektedir.
Çalışanlar ve Şirket Yöneticilerine Yönelik Vergi Avantajları
Yukarıda belirtilen ücret gelirleri vergisi istisnası, özellikle şirket yöneticileri ve nitelikli çalışanlar açısından büyük bir avantaj sağlamaktadır.
Yurtdışında üst düzey pozisyonlarda çalışmış veya alanında uzmanlaşmış kişilerin İFM’de istihdam edilmesi halinde, söz konusu yöneticiler maaşlarının önemli bir kısmını vergiden muaf olarak alabileceklerdir (5 yıl yurtdışı tecrübeli personelde ücretin %60’ı, 10 yıl ve üzeri tecrübeli personelde %80’i gelir vergisinden müstesna olacaktır).
Bu sayede İFM, küresel finans şirketlerinin deneyimli üst düzey yöneticilerini ve uzman çalışanlarını Türkiye’ye çekmeleri için güçlü bir teşvik sunmaktadır.
Gelir vergisi avantajının yanı sıra, yabancı çalışanların istihdamına ilişkin süreçler de kolaylaştırılmıştır; İFM’de faaliyet gösteren şirketler, yabancı uyruklu personel için 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu uyarınca istisnai çalışma izni prosedürlerinden yararlanabilmektedir.
Özellikle üç veya daha fazla ülkede operasyonu bulunan şirketlere ait bölgesel yönetim merkezlerinin İFM’de kurulması halinde, bu merkezlerde çalışacak yabancı personel için gereken çalışma izinleri hızlı ve esnek bir şekilde sağlanabilmektedir.
Sonuç olarak, üst düzey yönetici kadroları ve nitelikli insan kaynağı açısından İFM bünyesinde çalışmak hem vergi avantajı hem de bürokratik kolaylıklar sayesinde oldukça cazip hale getirilmiştir.
Finansal Faaliyetlerin Konsolidasyonu ve Bölgesel Merkez Olmanın Faydaları
İFM Kanunu, en az üç farklı ülkede aktif faaliyeti bulunan şirketlerin İstanbul’da kuracakları bölgesel finans merkezlerine de sağlanan avantajları genişletmiştir.
En az üç ülkede aktif olarak faaliyet gösteren katılımcıların, İstanbul’daki bölgesel hazine ve finansal yönetim merkezleri de yukarıda sayılan vergi istisna ve indirimlerinden aynen yararlanacaktır.
Bu düzenleme, çok uluslu şirketlerin finansal operasyonlarını İstanbul’da konsolide etmelerini teşvik etmektedir; bölgesel hazine veya finans merkezlerini İFM’ye taşıyan şirketler, elde ettikleri kazançlarda kurumlar vergisi indiriminden personel vergisi avantajlarına kadar tüm teşvikleri kullanabilecektir.
İFM bünyesinde tüm kritik finansal otoritelerin (Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, BDDK, SPK vb.) ve altyapının bir arada bulunması, bölgesel merkez işlevi gören şirketler için önemli bir operasyonel kolaylık sağlamaktadır.
Örneğin, Kanun ile “tek durak büro” sistemi getirilmiş; katılımcıların lisans, izin ve onay başvurularının İFM’de tek merkezden hızlıca koordine edilmesi öngörülmüştür.
İFM’de faaliyet gösteren katılımcılar, kendi aralarındaki sözleşme ve işlemlerde serbestçe hukuk seçimi yapabilme imkanına sahiptir; yani yaptıkları sözleşmelerde Türk hukuku yerine tarafların tercih ettiği yabancı bir hukuku uygulayabilirler, yeter ki faaliyet konusu ilgili mevzuata aykırı olmasın.
Ayrıca, Türk Ticaret Kanunu ve Vergi Usul Kanunu hükümlerine istisna tanınarak, İFM katılımcılarının mali defter ve belgelerini yabancı para birimi ve dilde tutmalarına olanak verilmiştir (yalnızca teşvik kapsamındaki faaliyetlerle uğraşanlar doğrudan, diğerleri ise belirli şartlarla izin alarak).
Bu esneklikler, İstanbul’daki finans merkezinin uluslararası şirketlerin genel merkezleriyle entegre bir şekilde çalışmasını kolaylaştırmaktadır.
Tüm finansal faaliyetlerin tek bir merkezde toplanmasının sağladığı ölçek ekonomileri ve sinerji ile, İFM’nin Türkiye’nin finansal hizmet ihracatını belirgin ölçüde artıracağı öngörülmektedir.
Nitekim yapılan etki analizlerine göre, 2036 yılına gelindiğinde İFM faaliyetlerinin Türkiye’nin finansal hizmet ihracat hacmini yaklaşık üç katına çıkarması beklenmektedir.
Katılım ve Uluslararası Finans Kurumları için Özel Teşvikler
İstanbul Finans Merkezi, katılım finans (faizsiz finans) kurumları ve uluslararası finansal kuruluşlar için de özel fırsatlar sunmaktadır.
İFM Kanunu, bankalar, sermaye piyasası kurumları, sigorta şirketleri gibi geleneksel finansal oyuncuların yanı sıra katılım bankaları, sukuk (kira sertifikası) ihraç eden varlık kiralama şirketleri, tekafül (İslami sigorta) şirketleri gibi faizsiz finans sektörü aktörlerini de finansal kuruluş tanımı içinde saymıştır. Dolayısıyla bu kuruluşlar da İFM’de faaliyette bulunup katılımcı belgesi almaları halinde, yukarıda açıklanan tüm vergi teşviklerinden yararlanabilmektedir.
Son yıllarda yapılan ekonomik reformlar sayesinde Türkiye’nin faizsiz finans ürün ve hizmetleri hızla gelişmiş; Türkiye, özel sektör sukuk ihraçlarında dünyada 2. sıraya yükselerek katılım finans alanında önemli bir oyuncu haline gelmiştir.
Küresel katılım finans sektörü büyürken, İFM sukuk, tekafül ve İslami fonlar gibi faizsiz finansman taleplerine doğrudan erişim imkanı sağlayan benzersiz bir platform sunmaktadır.
İstanbul’un konumu itibarıyla Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Körfez bölgesi gibi büyük İslami finans pazarlarına yakın oluşu, İFM’yi katılım finans kuruluşları için cazip kılmaktadır. Nitekim İFM yönetimi, faizsiz finans (katılım finans) alanında merkezin ciddi bir potansiyel taşıdığını ve bu alandaki kurumların İFM’ye yoğun ilgi gösterdiğini belirtmektedir.
Uluslararası finans kuruluşları açısından da İstanbul Finans Merkezi çekim gücü yüksek bir merkezdir. Yabancı bankalar, yatırım bankacılığı şirketleri, sigorta ve reasürans firmaları, varlık ve fon yönetim şirketleri gibi küresel oyuncular İFM’de ofis açarak Türkiye, Orta Doğu, Avrupa ve Orta Asya pazarlarına erişim sağlayabilirler.
Bu kuruluşlar, İFM’de faaliyet göstermeleri halinde kurum kazançlarının vergi matrahından indirilmesi, BSMV, damga vergisi ve harç muafiyetleri gibi tüm teşviklerden yararlanarak daha verimli bir şekilde operasyonlarını yürütebileceklerdir.
İFM’nin açılışıyla birlikte, Uzak Doğu’dan Körfez ülkelerine, Avrupa’dan Amerika’ya kadar pek çok yabancı finansal yatırımcının ve kurumun merkezde yer almak için talepte bulunduğu rapor edilmiştir. Zaten hâlihazırda İFM’de Türkiye’nin önde gelen üç kamu bankası (Ziraat Bankası, VakıfBank, Halkbank) ve temel finansal düzenleyici kurumları (TCMB, BDDK, SPK, Borsa İstanbul) konuşlanmış durumdadır; bu sayede yabancı kuruluşlar için de entegre bir finansal ekosistem mevcut hale gelmiştir.
İFM’nin sunduğu tek durak hizmet yapısı, gelişmiş altyapı ve esnek mevzuat uygulamaları, yabancı finans kurumlarının operasyonlarını kolaylıkla yürütmesine ve bölgesel merkezlerini İstanbul’da konumlandırmasına imkan tanımaktadır.
İlgili Mevzuat
7412 sayılı İstanbul Finans Merkezi Kanunu (2022): İstanbul Finans Merkezi projesinin yasal dayanağını oluşturan bu Kanun, İFM bölgesinin kurulması, yönetimi ve faaliyet esaslarını düzenlemektedir. Kanun, katılımcı belgesinin başvurusu ve verilmesi, İFM’deki yönetici şirketin görevleri, taşınmazların tahsisi gibi konuların yanı sıra İFM’de yapılacak faaliyetlere ilişkin teşvik, indirim, istisna ve muafiyetleri hükme bağlamıştır.
Özellikle 6. maddesi ve geçici maddelerinde yer alan hükümlerle finansal hizmet ihracatı tanımlanmış; İFM’deki finansal kuruluşların kazançlarına kurumlar vergisi indirimi, BSMV istisnası, damga vergisi/harç muafiyeti, personel ücret istisnası gibi vergisel avantajlar sağlanmıştır.
Kanun 28 Haziran 2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu (2012): Türkiye sermaye piyasalarını yeniden yapılandıran ve güncelleyen bu Kanun, İstanbul’un uluslararası bir finans merkezi olması yolunda atılmış önemli adımlardan biridir.
6362 sayılı Kanun ile sermaye piyasası araçlarının ihracı, borsa faaliyetleri, kolektif yatırım kuruluşları, aracılık hizmetleri, yatırımcı hakları vb. alanlarda Avrupa Birliği standartlarına uyum sağlanmış, finansal piyasaların derinleşmesi ve güvenilirliği artırılmıştır.
İFM bünyesinde gerçekleştirilecek bir çok faaliyet (örn. menkul kıymet ihracı, borsada alım-satım işlemleri) Sermaye Piyasası Kanunu çerçevesinde tanımlanmış olup, bu Kanun kapsamında Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) gözetiminde yürütülmektedir.
6362 sayılı Kanun’un getirdiği modern altyapı sayesinde, İstanbul’da geliştirilen finansal ürün ve hizmetlerin hukuki zemini güçlendirilmiştir.
4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanun (2002): Kamu borç yönetimi ve Hazine işlemlerine ilişkin bu temel Kanun, devletin alternatif finansman yöntemleri kullanabilmesine imkan tanımıştır. Özellikle 2008 yılında eklenen 7/A maddesiyle, Hazine Müsteşarlığı’nın kuracağı Varlık Kiralama Şirketleri aracılığıyla kira sertifikası (sukuk) ihraç edebilmesi sağlanmış ve bu işlemlere vergisel muafiyetler tanınmıştır.
Hazine tarafından gerçekleştirilen sukuk ihracında, varlıkların devri ve kiralanması süreçlerinde damga vergisi, harç gibi yükümlülüklerden muafiyetler getirilmiştir. 4749 sayılı Kanun’un bu hükmü, Türkiye’de faizsiz finansman araçlarının gelişmesinin önünü açmış ve özel sektörün de katılım finans araçlarını kullanabilmesi için zemin hazırlamıştır. İFM’nin katılım finans merkezi olma iddiasında, 4749 sayılı Kanun’la başlayan sukuk düzenlemelerinin önemli bir payı bulunmaktadır.
Cumhurbaşkanlığı Kararları ve Düzenlemeleri: İstanbul Finans Merkezi Kanunu’nun öngördüğü teşvik ve düzenlemelerin uygulanması için ikincil mevzuat Cumhurbaşkanlığı tarafından çıkarılmıştır. İstanbul Finans Merkezi Yönetmeliği, 7 Temmuz 2023 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak Kanun’un uygulama usul ve esaslarını detaylandırmıştır (bu yönetmelikle katılımcı belgesi başvuruları, tek durak ofis işleyişi, defterlerin yabancı para ve dille tutulması gibi konular netleştirilmiştir).
Ayrıca, Kanun bazı konularda Cumhurbaşkanına doğrudan düzenleme yapma yetkisi vermektedir. Örneğin, uluslararası ticaret kazançlarında uygulanan %50 kurum vergisi indirim oranını Cumhurbaşkanlığı kararıyla sıfıra kadar indirmek veya %100’e kadar çıkarmak mümkün olacaktır. Bunlara ek olarak, İFM’nin yönetici şirketinin belirlenmesi, kamu kurumlarının İFM’ye taşınması gibi konular da Cumhurbaşkanlığı kararlarıyla yönlendirilmektedir.
Tüm bu yüksek düzeyde siyasi destek ve yasal düzenlemeler, İFM projesinin güçlü bir şekilde hayata geçirilmesini sağlamıştır.
Neden İstanbul Finans Merkezi? (Küresel Şirketler için)
İstanbul Finans Merkezi’nin Ümraniye’deki finans kampüsünün 2025 yılına ait havadan görünümü. İstanbul’un jeostratejik konumu ve İFM’de sunulan ayrıcalıklar, küresel finans şirketleri için kenti son derece cazip kılmaktadır. İstanbul, Doğu ile Batı’yı birleştiren konumuyla, yaklaşık 4 saatlik uçuş mesafesinde 1,6 milyar insan ve $30 trilyonluk bir bölgesel ekonomi barındıran coğrafyaya doğrudan erişim imkanı sunmaktadır.
Bu jeostratejik pozisyon, İFM’yi Avrupa, Orta Doğu, Orta Asya ve Kuzey Afrika’yı kapsayan geniş bir bölgenin finansal kapısı haline getirmektedir.
İFM ise modern mimarisi ve son teknoloji altyapısıyla, içerisinde barındırdığı alışveriş merkezi, kongre merkezi, otel ve otopark gibi imkanlarla uluslararası standartlarda bir iş ortamı sağlamaktadır.
Tüm önemli finansal kurum ve düzenleyicilerin (merkez bankası, borsa, ajanslar vb.) tek bir kampüste toplanmış olması, İFM’yi benzersiz kılan bir avantajdır.
Türkiye Cumhuriyeti devleti, İstanbul Finans Merkezi projesini güçlü teşvikler ve yatırım dostu politikalarla desteklemektedir.
Yukarıda detaylıca anlatılan vergi muafiyetleri, indirimleri ve istisnalar, İFM’de faaliyette bulunan şirketlerin operasyonel maliyetlerini düşürerek onlara önemli bir rekabet avantajı sağlamaktadır.
Tek durak ofis yaklaşımı ve iş yapma kolaylığını artıran düzenlemeler sayesinde yabancı yatırımcılar İFM’de hızlı bir şekilde şirket kurup faaliyete başlayabilmektedir.
Örneğin, şirket kuruluşu, ruhsat ve izin süreçleri önemli ölçüde basitleştirilmiş; bürokratik engeller azaltılarak yatırımcıların aynı gün içinde şirketlerini açabilmelerine ve vergi kayıtlarını yapabilmelerine imkan tanınmıştır. Bu sayede İstanbul, Dünya Bankası’nın “İş Yapma Kolaylığı” kriterleri açısından da cazip bir konuma gelmeye çalışmaktadır.
Bunların yanı sıra, İstanbul’un derin bir finans sektörü tecrübesine sahip nitelikli insan kaynağı, çok kültürlü yapısı ve dünya metropollerine özgü yaşam tarzı da küresel şirketlerin ilgisini çekmektedir.
İFM’nin açılışından bu yana, Türkiye’nin önde gelen bankaları ve finans otoriteleri yeni merkeze taşınmış, ve 300’ü aşkın şirket İFM’de ofis alanı kiralamak için başvuruda bulunmuştur.
Yönetim tarafından yapılan açıklamalarda, İFM’deki ofis alanlarına talebin kısa sürede %60’ı aştığı, Uzak Doğu’dan Körfez ülkelerine ve ABD’ye kadar pek çok uluslararası yatırımcının burada yer almak istediği belirtilmiştir.
Özetle, İstanbul Finans Merkezi sunduğu vergisel avantajlar, stratejik konum, geniş pazar erişimi, modern altyapı ve nitelikli işgücü ile global şirketler için benzersiz bir bölgesel finans üssü olma potansiyeline sahiptir.
Detaylı Bilgi ve Danışmanlık Hizmetlerimiz için Bize Ulaşabilirsiniz: info@ozmconsultancy.com






