Skip to main content

Command Palette

Search for a command to run...

Yapının Depreme Dayanıklılığı Malikin Sorumluluğundadır Düzenlenmesini Anayasa Mahkemesi İptal Etti

Yapı Kayıt Belgesi Alınan Binanın Sağlamlığı Malikin Sorumluluğu Değil

Published
2 min readView as Markdown
Yapının Depreme Dayanıklılığı Malikin Sorumluluğundadır Düzenlenmesini Anayasa Mahkemesi İptal Etti
M
I’m Evren ozmen, a CPA based in Istanbul, advising remote workers, freelancers, and international founders on Turkish tax and cross-border structuring. I focus on practical tax strategies around: 100% service export income deduction Tax residency in Turkey Company formation for foreigners Remote work and international income I break down complex tax rules into clear, actionable guidance — without losing the legal and compliance reality behind them. info@ozmconsultancy.com 🇹🇷 Türkiye genelinde; yazılım ve dijital ürün geliştiren şirketler, yurt dışına uzaktan hizmet sunan profesyoneller, Teknopark firmaları, oyun stüdyoları ve mobil uygulama şirketlerine Türkçe ve İngilizce mali ve vergisel danışmanlık hizmetleri sunuyoruz. 📘 Insights & Publications: https://medium.com/@evrenozmen 📩 For Online Tax Advisory & Accounting Services/Danışmanlık-Mali Müşavirlik Hizmetleri: info@ozmconsultancy.com

Yapı Kayıt Belgesi Alınan Binanın Sağlamlığı Malikin Sorumluluğu Değil

Başlık: Anayasa Mahkemesi Kararı: Yapı Kayıt Belgelerinde Deprem Güvenliği ve Malikin Sorumluluğu Üzerine Önemli Bir İptal Kararı

Giriş
Anayasa Mahkemesi’nin 3 Aralık 2024 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan kararı, özellikle yapı kayıt belgeleri düzenlenen yapıların deprem dayanıklılığı konusundaki sorumluluğu tartışmaya açtı. 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen geçici 16. maddenin onuncu fıkrasının üçüncü cümlesi, Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildi. Bu karar, yapı güvenliği ve devletin sorumluluğu bağlamında geniş kapsamlı etkiler yaratabilir. Aşağıda, kararın detaylarına ve olası sonuçlarına profesyonel bir perspektifle değinilmektedir.


1. Kararın Temel Gerekçeleri
Anayasa Mahkemesi, iptal edilen düzenlemenin, yapı kayıt belgeleri verilen yapıların deprem dayanıklılığı konusundaki sorumluluğu tamamen malike yüklemesinin, devletin pozitif yükümlülükleriyle bağdaşmadığını tespit etti. Bu bağlamda:

  • Yaşam Hakkı ve Devletin Sorumluluğu: Anayasa’nın 17. maddesi, yaşam hakkını güvence altına alırken devletin, bireylerin yaşamını etkileyebilecek riskleri önleme ve gerekli denetimleri sağlama yükümlülüğünü de kapsar. Ancak iptale konu kural, devletin bu yükümlülüğünü maliklere devretmiş gibi bir algı yaratıyordu.

  • Deprem Riskine Karşı Önlemler: Türkiye’nin yüksek deprem riski taşıyan bir coğrafyada bulunması nedeniyle, yapıların güvenliği yalnızca bireysel sorumluluğa bırakılamaz. Bu karar, özellikle deprem sonrası yaşanabilecek zararların önlenmesi için daha kapsamlı bir yaklaşım gerektiğini işaret ediyor.


2. Yapı Kayıt Belgelerinin Kapsamı ve Sorunlu Alanlar
Yapı Kayıt Belgesi, 2018 yılında getirilen bir düzenleme ile, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıların kayıt altına alınmasını sağladı. Ancak bu belgeler, yapıların mevcut haliyle kayıt altına alınmasını öngördüğü için:

  • Deprem Dayanıklılığına Yönelik Eksikler: Belgeler düzenlenirken yapıların deprem dayanıklılığına ilişkin herhangi bir inceleme yapılmıyor. Bu, ileride oluşabilecek risklerin kaynağı olarak değerlendiriliyor.

  • Maliklere Yüklenen Sorumluluk: Düzenleme, yapıların yeniden inşa edilmesi veya güçlendirilmesi durumunda dahi tüm sorumluluğu maliklere bırakıyordu.

Anayasa Mahkemesi, bu durumun bireylerin yaşam hakkını koruma açısından yetersiz olduğu sonucuna vardı.


3. Anayasa Mahkemesi’nin Kararı ve Etkileri
Anayasa Mahkemesi’nin kararı, sadece bir düzenlemenin iptali değil, aynı zamanda yapı denetimi ve devletin sorumluluğu konusunda bir çağrıdır:

  • Devletin Pozitif Yükümlülükleri: Devlet, yalnızca düzenleme yapmakla kalmayıp, yapıların güvenliği için etkin bir denetim mekanizması kurmak zorundadır. Bu, vatandaşların yaşam hakkının korunması açısından kritik bir öneme sahiptir.

  • Yapı Güvenliği ve Yeni Düzenlemeler: Bu karar, yapı kayıt belgelerinin verilişinde yeni standartların getirilmesini gerektirebilir. Özellikle deprem dayanıklılığı konusunda daha sıkı denetimler ve maliyet paylaşımı gibi konular gündeme gelebilir.


Sonuç
Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı, yapı güvenliği ve vatandaşların yaşam hakkı açısından bir dönüm noktasıdır. Türkiye’de yapı stokunun büyük bir kısmının risk altında olduğu düşünüldüğünde, bu kararın etkileri, sadece bireysel maliklere değil, tüm toplumun güvenliğine yönelik geniş bir perspektif sunmaktadır.

Öneri: Devlet kurumları, yapı kayıt belgeleri düzenlenen yapılar için daha sıkı denetimler ve finansal destek mekanizmaları oluşturmalı, maliklerin sorumluluğu ile devletin pozitif yükümlülükleri arasında bir denge kurulmalıdır.

Bu karar, gelecekte yapı güvenliği politikalarının nasıl şekilleneceği konusunda önemli bir referans olacaktır.